1/5/2008
EL PENÇE DİVAN / EVİN OKÇUOĞLU

RESİM: AVNİ MEMEDOĞLU
İşten çıkarıldığımda bütün haklarımı, tazminatımı aldım. Sendikalaşma eğiliminde diye işten atılan diğer arkadaşlar da aldılar. Şimdi işsizim. Bütün gün dışarıda dolanıp duruyorum. Akşam oldu mu, eve gidip karıma yine iş bulamadım diyeceğim. O da yine kızgın bakışlarıyla bana yüklenecek:
—Eve para getir de nereden getirirsen getir. Bu tencere kaynayacak. İster çal, ister çırp, çocuklar aç açık mı kalsın? diyecek. Bir aydır hazırı tüketmekle meşgulüz. Hazıra dağ dayanmıyor.
Şimdi kahveye uğrar, eve gidişi az daha geciktiririm. Kahvede Kazım’la konuştuk geçen gün. Cumaya beraber gittik;
—Üzülme abi, diyor, Allah rızkımızı bir yerden verir, umudunu kesme, diyor.
Kazım parti kanalından işe girdi, çocukları yatılı kuran kursundan sonra burslu okumaya başladı. Geleceği de günü de sağlama aldı. “Senin oğlanı da bilgisayar kursuna yazdıralım bizim çocukların ağabeylerle bağlantısı var” dediydi geçen gün. Elimiz ermez gücümüz yetmez bu dünyada çaresizlik insanı kul ediyor iyice. Daha ne kadar dayanırım bilemiyorum. Bulaşmayayım dedikçe gücüm azalıyor.
Şeytan diyor ki, işsizlik parası al muhtardan fakir kâğıdı al, aş evinden sefer tasını doldur. Yan gel yat. Cumaları kaçırma, orucu sağlam tut. Partiye de girer iyice elimi rahatlatırım. Kazım iyi adamdır. Beni de kayırır. Allah razı olsun, o da olmasa iyice halimiz harap. Sendikal hakmış, hukukmuş para etmiyor işte. Gördük günümüzü, oturduk aşağı. Hak hukuk vermiyor bu patron kısmı. Bağış veriyor, ulufe gibi yardım ediyor, kendine bağlıyor da bağlıyor.
Bizim de halimiz bu işte… El pençe divan...
Dedim dedim de kendimi kandıramadım.
İçimde bir yerde hayır diyen bir yan var. O kahveye de gitmem, Kazım’ı da görmem. Karım isterse ortalığı yıksın. Boyun eğmem baskıya. Önce kendime vereceğim hesabım var. Gelmişim bu yaşa, adımı lekelemem.
Bir olmak lazım dedim karıma, dayanışmak lazım dedim. Kafamın etini yeme, suçu bende arama dedim. Tembel adam değilim, sorumsuz hiç değilim. Susup dinledi beni. Ona anlattım bütün her şeyi. Bir bir söyledim sendikayı, Kazım’ı ve bütün günü kurtaran yolları. Bütün gece dinledi. Sonra konuştu.
“İster çal ister çırp, ister Kazım’a git ister sendikaya, kocamsın” diyecek sandım, demedi.
—İş bulayım da çalışayım ben de, dediğinde afalladım.
—Kadın kısmı çalışmaz. Erkek adam karısını çalıştırmaz, diyecek oldum. Saydı sövdü.
—Bütün mahallede trikoda, gündelikçilikte, çocuk bakmada çalışanlar gün güne artıyor, senin dünyadan haberin yok, diye azarladı beni.
—Ele güne ne deriz? diyecek oldum.
—El gün mü kaynatıyor tenceremizi diye öfledi pöfledi.
İster istemez razı oldum. Kadın evden çıkmasın istiyorlar dediydi sendikadan Murat. Kadınlar ana olmaktan dolayı gözü kara olur. Bir çıktılar mı evden dışarı, okuyup çalıştılar mı dediydi, erkeklerin önüne geçerler de durduramazsın dediydi. Gel de durdur şimdi benim kadını… Gel de çıkartma evden.
Bu gün işe başladım. Atılma korkusu tepede kılıç. Olsun varsın. Büyük oğlanı kursa yazdırdık. “Baba,” diyor, “gör bak kurs bitince iş de bulacağım. O zaman gör bak…”


0 yorum yazılmıştır