« Önceki | Sonraki »

1/5/2008

EMEĞİN SANATI'NDAN 33. MERHABA

 

Merhaba,

1 Mayıs Emeğin dayanışma ve direniş gününü kutluyor, bu önemli günde Taksim’e yürüyen emekçileri, dünyanın dört bir yanında 1 Mayıs’ı dirençleriyle sulayanları selâmlıyoruz.

Mayıs ayı, gerek ülkemizde, gerek dünyada emeğin bilincinin kitlelerce doruklaştırıldığı; özgürlük belgilerinin gökyüzünü sarstığı; ülkemizin toplumsal mücadelesinde direncimize kan verenleri Denizleri, Kaypakkayaları andığımız; onların devrimci kalıtını yücelterek savunduğumuz bir direniş ayıdır.

1 Mayıs, 1977’lerden bu yana emekçilerle burjuvazi arasında hep bir mücadele alanı olagelmektedir. 2007 1 Mayıs’ı da bu mücadelenin İstanbul’un her yanında adım adım, kaldırım kaldırım savunulduğu bir gün olarak tarihin belleğine kazılmıştır.

Sabahattin Ali, “
Mayıs ayların gülüdür/Mayısta gönlüm delidir”
derken belki kendisinden çok sonra da Mayıs’a kazınan devrimci anlamın öngörüsünü dile getirmekteydi. 1 Mayıs 1886’da Haymarket direnişiyle tutuşan kıvılcım, 1 Mayıs 1977’de aleve dönüşürken 1 Mayıs 2007’de burjuvaziyi ürküten bir yangına doğru ivme kazanıyordu. 2008’in taşıdığı anlamı 15 gün sonraki sayımızda göreceğiz…

Evet, “Mayıs ayların gülüdür”. 1 Mayıs bir anlamda bütün günleri özetleyen,“yeryüzünü gökyüzüyle buluşturan” emekçinin işi geleceği kurma eyleminin basamağıdır. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiiriyle 1 Mayıs’ta Haymarket’ten 1977 1 Mayıs Alanına ve oradan bugüne düşenleri anarken; bugün dünyanın her yanında alanları dalgalandıranlarla birlikte belgilerimizi haykırıyoruz !

1 Mayısı yaşıyoruz
Yeryüzüne
Türkiye’ye
Yüreğine benzeyen
Bu alanda kaç kişi var?
190 bin mi 200 bin mi 250 bin mi
Milyarlarca mı
Hayır
48 kişi daha ekle
Daha kanı kurumamış
Daha dünlerde yok edilmiş 48 kişi
1 Mayıs aydınlığına dimdik
Kara resimleriyle
Kara soluklarıyla katılanlar
1 Mayıs’ı yaşıyoruz
Bu alan
1 Mayıs’a dar.”

            EMEĞİN SANATI  

                             BU SAYININ SAVSÖZÜ

Diktatörlük, boyunduruk altında ve kendine uyumlu bir kültür hayal etmektedir ama boşuna. Kültür çoğulcu ve doğası gereği farklı olsa da, diktatörlük bu gerçeği tanımazlıktan geliyor ve sonuçlarını kabul etmiyor.

Ekonomik ve politik hayatı tekelinde tuttuğu gibi, kültürü ve tüm kültürel aktiviteleri de tekelinde bulundurmaktadır. Her şeyin kendi egemenliği altında ve kendi imajını taşıması için çaba sarf etmektedir. Kültüre, idari biçimini örtme rolü vermektedir. Kültüre biçilen bu rol, düşünce eylemine engel teşkil etmek, insanların düşüncesini tahrif etmek, cisme, isteriye ve düşçülüğe dair ne varsa hareketlendirmek anlamına gelmektedir. 
      
PCOT (Tunus İşçileri Komünist Partisi) BİLDİRİSİ

   

YAŞAM VE SANATTA

15 GÜNÜN İZDÜŞÜMÜ 

 

KADININ TOPLUMSAL BELLEĞİ TARTIŞILDI...

 

PEN Kadın Yazarlar Komitesi'nin düzenlediği "Edebiyattan Hayata Kadının Toplumsal Belleği" adlı etkinlik geçtiğimiz gün Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu'nda gerçekleştirildi. Odakta Şair Nigâr, Nezihe Muhid-din, Fatma Aliye, Güzide Sabri ve Suat Derviş vardı. Şirin Tekeli, Zehra Toska, Ayşegül Baykan, Yaprak Zihnioğlu, Sevengül Sönmez, Melike Koçak, Fatma Karabıyık Barbarosoğ-Iu, Serdar Soydan ve Feryal Tilmaç kadının toplumsal tarihte yeri ile bu tarihin edebiyat ürünlerine yansıyışını ele aldılar. Kadın Yazarlar Komitesi üyeleri Müge İplikçi, Sezer Ateş Ayvaz, Karin Karakaşlı, Nalan Barbaro-soğlu, Özlem. N. Yılmaz ve Nazan Haydari ise kadın yazarların yapıtlarına dikkat çektiler. (BİRGÜN)

 

  AKYAKA 3. ULUSLARARASI EDEBİYAT GÜNLERİ BAŞLIYOR...

 

Akyaka Belediyesi, Muğla üniversitesi, Edebiyatçılar Derneği ve Türkiye PEN Merkezi  işbirliğiyle yapılan "Akyaka Edebiyat Günleri", 1 - 4 Mayıs 2008 tarihlerinde, uluslararası olarak gerçekleşecek. Onur konuğunun  Nezihe Meriç olduğu “Akyaka Edebiyat Günleri”nde Yerli şair ve yazarların yanı sıra yabancı şair ve yazarlar da katılacak. Etkinliğe katılacak  yabancı şair-yazarlar: M. A .B. Sıddık (Bangladeş PEN Merkezi Başkan Yardımcısı), Hasan Hamid(Suriye Yazarlar Birliği Dış İlişkiler Sorumlusu), Halil El Musa (Suriye Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi), Biba İSMAİL (Makedonya), Peter CURMAN ( İsveç)

Bizden ise  Oktay AKBAL, Latife TEKİN, Necati MERT, Semih Gümüş, Özcan KARABULUT, Sabri KUŞKONMAZ, Cemil KAVUKÇU, Bekir YURDAKUL, Özkan MERT, Dinçer SEZGİN, Gökhan CENGİZHAN, Lütfiye AYDIN, Esra ODMAN, Özgen SEÇKİN, Kemal Gündüzalp, Tülay AKKOYUN, Serap GÖKALP, Bozan YAMAN, İbrahim BAŞTUĞ, İlhan DOĞRUYOL, Halim YAZICI, Cüneyt ISSI, Alaattin TOPÇU, Serhat ULAĞLI, Nilüfer AÇIKALIN, Vicdan EFE, Çiğdem Pala MULL, Bereket KAR, Askeri ÖNER, Ünal TÜRKEŞ katılacaklar.

            Akyaka Edebiyat Günlerinde yapılacak etkinlikler arasında  "60'lardan 90'lara Şiirimiz", "90'lardan Günümüze Şiirimiz", "Öykünün Şimdiki Zamanı" konulu paneller; pek çok değerli romancı, öykücü, şair ve eleştirmenin, söyleşi, şiir ve öykü saatleri yer alacak

Oktay AKBAL, Semih Gümüş, Cemil KAVUKÇU, Lütfiye AYDIN

 

 ARKADAŞ  Z. ÖZGER  ŞİİR  ÖDÜLÜ’NÜN 13.SÜ   HALİL İBRAHİM ÖZBAY’IN!..

 

Mayıs Yayınları'nca bu yıl on üçüncüsü düzenlenen ''Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü'' Halil İbrahim Özbay’a verildi.

            Seçici Kurul, 89 dosya arasında yaptığı değerlendirme sonucunda, Ödülün  ''Kül Falı'' adlı dosyasıyla  Halil İbrahim Özbay’a verilmesine;  Caner Ocak’ın ''Kültürlü Küfür'' adlı dosyasına “Jüri Özel Ödülü’’  verilmesine karar verdi.

            Seçici Kurul ödül alan dosyaların yanısıra; Fatih Artvinli, Emre Aygün, Didem Gülçin Erdem, Ferhat Gülsün, Sevda Zeynep Karadağ, Mahir Karayazı, Kaan Koç, Nuray Küçükler, Sezgin Öndersever, Ömür Özçetin, Bengü Özsoy, Serkan Sönmezgil, Abdurrahman Şenel, Müesser Yeniay’ın adlarının anılmasını kararlaştırdı.

2007 yılı içinde yayımlanan ilk şiir kitapları arasından sorgu yöntemiyle tespit edilen “İlk Kitap Özel Ödülü”nün, “Bu Benim Zip“  ile Aslı Serin ve yayımcısı Pan/Heves Yayınları’na verilmesine karar verildi.

            Mayıs Yayınlarınca yapılan açıklamada ödül kazanan  dosyanın, ödül yönetmeliği gereğince 2008 yılı içinde, telif ücreti de ödenerek kitap olarak basılacağı;  ödül töreninin 10 Mayıs 2008 Cumartesi günü saat 19.00’ da Konak Belediyesi Kültür Sanat Merkezi’nde (Kıbrıs Şehitleri Cad. Alsancak) yapılacağı belirtildi.

 

 ŞİİRİMİZİN ÖLÜMSÜZ SESİ ARKADAŞ Z. ÖZGER’İ ANIYORUZ…

 

Edebiyatımızın hep genç kalan  şairlerinden Arkadaş z. Özger’i 5 Mayıs 1973’te yitirmiştik.

Şiirleri Forum, Soyut, Yansıma, Yeni Eylem ve Yordam gibi dergilerde yayımlandı. Başlangıçta verili ortamdaki egemen söylemlerin, özellikle ikinci yeni akımı esintisini duyumsatır şiirleri; yaşama bilincinin, topluma ve insana bakışının gelişimi ile birlikte toplumcu gerçekçi çizgide, lirik, kırgın ve buruk bir sesle, ama inatla umudunu haykıran, konuşma diline yaslanarak çarpıcı bir akışkanlık kazandıran imge örgüsü ile özgün şiirler yazdı.

            1 Mayıs 1973’te 1 Mayıs için yaptıkları gösteride polis eşliğinde faşistlerin saldırısına uğramışlardı. Bu arbedede başına bir cop darbesi alan Arkadaş Z. Özger, beyin kanaması geçirdiğinin farkına varılmadan tedavi için gittiği sağlık kurumundan tahliye edildi. 5 Mayıs’ta  sokakta ölü bulundu. Yapılan otopsi’de beyin kanaması sonucu öldüğü belirtildi.

            Şiirleri ölümünden sonra dostları tarafından kitaplaştırılan Arkadaş Z. Özger, 25 yıllık yaşamında yazdığı çok az şiiriyle edebiyatımızda sağlam bir yer oluşturdu kendisine. Şiirleri, Başta Ahmet Kaya olmak üzere  çeşitli sanatçılar tarafından bestelendi.

35. Ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz…

AŞKLA SANA

 

alnını

dağ ateşiyle ısıtan

yüzünü

kanla yıkayan dostum

senin

uyurken dudağında gülümseyen bordo gül

benim kalbimi harmanlayan isyan olsun

şimdi dingin gövdende

uğultuyla büyüyen sessizlik

birgün benim elimde

patlamaya sabırsız mavzer olsun

 

başını omzuma yasla

göğsümde taşıyayım seni

gövdem gövdene can olsun...

 

 

KIRK KUŞAĞININ ÖNCÜ ŞAİRLERİNDEN ERCÜMENT BEHZAT LAV’I ANIYORUZ... 

 

Ercüment Behzad Lav (1903’te İstanbul'da doğdu. İstanbul Sultanisi'ni bitirdikten sonra Darülbedayi'de aktörlük yaptı. Dört yıl süre ile Berlin'de Stern Müzik Konservatuarı ve Reinhart Tiyatro Akademisi'nde öğrenim gördü. Radyoda spikerlik ve yayın şefliği ... tiyatro yönetmenliği ve öğretmenlik yaptı. İstanbul'da öldü.

Şiirimizde 40 kuşağının öncüleri arasında adı geçen, özgür koşuğu ilk kullananlardan olan Ercüment Behzat Lav; dadaizm, fütürizm, kübizm ve sürrealizm akımları etkilerini şiirine yansıtmış, ama her zaman toplumsal bir duyarlığın izini sürmüştür.  Şiirlerinde kimi zaman ironi öne çıkar, kimi zaman üstü örtülü, sürrealistlerin çizgisini taşıyan buluşlar öne çıkar.  Ataol Behramoğlu’na göre, “1930´lu yılların başlarında yayınladığı kitaplarıyla Ercüment Behzat Lav´ı da, Batı ülkelerindeki modern şiir biçimlerini yerli temalara uygulayan deneyci, yenilikçi bir şair olarak anmak gerekir. Ercüment Behzat Lav, çağdaş şiirimizde önemli yeri olan ironik şiir türünün de şiirimizde ilk önemli temsilcisi” sayılabilir.

Doğan Hızlan nitelemesiyle, "kimselere benzememiş, hep kendi açtığı yolda yalnız yürümüş" bir şairdir. Şiirinde belli bir tavrı sahiplenip üzerinde yürüme yerine, her şiirinde farklı arayışlar ortaya koymuştur. Onun monografisini yazan  Eser Demirkan’a göre de: “Bin kişilik şairdir” o. Her şiirinde yeni bir Ercüment Behzat Lav bulursunuz. Bir tane de ‘ondan bu beklenirdi’ diyebileceğiniz şiiri yoktur. Her biri ayrı bir sürprizdir. Çünkü her birinde ayrı bir şair yatar. Belki de bu yüzden onun eserlerini okurken siz de çoğul hissedersiniz. “

 GİDİŞAT/ERCÜMENT BEHZAT LAV

 

Yaş kırkbeş, kırkyedi.

İçimden sayıyorum seneleri.

Otuz bir mart:

Kurşunlar vızır vızır tarıyor kafesleri.

İhtiyatlar silah çatmış.

İşte Hareket Ordusu askerleri.

Bir avazı yerde bir avazı gökte binlerce hödük:

Basıyor “şeriat isterük”leri.

Millet; sakallı cüppeli.

 

Derken, atının arkasında ben,altımda midilli

Biz çölde kutluyoruz babamla hürriyeti.

Hey gidi günler, hey gidi;

Hurma ağaçları pıtrak güzelim Bingazi

Bir sabah ne görelim

Topları burnumuza çevrilmiş İtalyan destroyerleri

Tamam. Eli kulağında Trablusgarb harbi,

 

Sürüdü de ayağını sürüdü.

Balkan Harbi kelle dedi yürüdü.

Bozgun vurdu manda leşi yenildi

Barut fıçısı makedonya, içler acısı Urumeli.

 

Hey gidi bacım, oğulum hey gidi

“Göben”le “Breslau” bize sığınmış

Mış mış da mış mış

Çanakkale içinde vurdular beni

Ne o?

Birinci Dünya Harbi.

 

Sarıkamış sarıkamış

Dizboyu karda anamız ağlamış

Tabanlarımız yarılmış çiğnemekten

Galiçya’yı Süveyş’i Kûtulammâre’yi,

Bu yetmemiş de Kızıldeniz’de şapa oturmuşuz

Ah o Enver’i diriltip yeniden öldürmeli.

 

Nazende Bosfor da gördü mutarekeyi;

Sultanahmet’te toplanıp

Yedi düvele kafa tutmuşuz,

Geceleyin atlı düşman kordonunun

Köprüye gerdiği zinciri kıramayınca

Sopalar, meşalelerle dalga dalga

Unkapanı’ndan Beyoğlu’na vurmuşuz.

Ertesi gün haydi Kroker Oteli

Arkasından Kürt Mustafa Paşa Divanı harbi.

 

Sürüdü de ayağını sürüdü

Başkaldırdı Anadolu, kursacığı kurudu

“Mert var ise işte meydan, gele dedi yürüdü”

Geldi çattı İstiklal Harbi:

Dil yetmez söz etmiye

Bu toprağın canı güneşi Mustafa Kemal’inden.

Bizimkisi o dev kavgasında çerçöp kabilinden.

Çoğumuz kodesteyiz, biz İstanbul kopilleri

Kodesten kaçıp top kaçırmışız.

Boğaz’ın dili olsa da söylese

Ah o Beykoz, Hisar, Kandilli.

 

İşgücü düzene konmamış ama,

Günler, ümitli geçiyor ümitli

Bir yanda Konya’da Delibaş isyanı

Bir yanda Menemen Kubilay.

Bir yanda fabrikalar, devlet çiftlikleri,

Hidroelektrik santralleri.

Bataklıklar kurutulmakta bir yanda

İşlenmeye başlamış yavaştan

Toprakaltı, topraküstü ürünleri.

Resimler, şiirler, heykeller, operalar, kitaplar

En özlüsünden.

Ve en berektlisinden sanat dergileri.

Kızlı erkekli pırıl pırıl bir gençlik yetişiyor.

Derken efendim derken

Din dersleri İlahiyat fakülteleri, Arapça, Türkçe ezan

Demiş geçmiş deli ozan

Çat kapı: safa geldin yâ şehr-i ramazan.

 

Efendim. Elde güldeste,

T’esir-i şifâ bahşâsı mücerrep, birebir

Her derde devâ

Rüya tabirnâmeleri, karınca duaları,

Büyüler, fallar, şirinlik muskası.

Kıldan ince kılıçtan keskin Sırat köprüsü

Alaturka üniversite korosu

Bizi heyheyle, neyle uyutsun radyo kutusu

İnnâ lillâh ve İnnâileyhi râciûn.

 

Bağlandı gönül ol nevnihâle

Nasıl oldu da kondu a dostlar

Vicdan hürrüyeti bu hale?

Künfeyekün.

Leylim leyli leyli

İçimden sayıyorum seneleri

Otuz bir mart, Hareket Ordusu, “Şeriat Üsterük”,

Kurşunlar vızır vızır tarıyor kafesleri

Yaş kırkbeş kırk yedi

Seneler beni tanımıyor, ben seneleri.

 

Şeriat gene pusuda

Gidişat netâmeli

Çarşafı atamadık gitti

Millet gene sakallı cüppeli. 

DENİZ GEZMİŞ, YUSUF ASLAN VE HÜSEYİN İNAN HEP ARAMIZDA!...

6 MAYIS 1972 UNUTULMADI!

İDAM EDİLİŞLERİNİN 36. YILDÖNÜMÜNDE DEVRİMCİ YAŞANTIMIZA KATTIKLARI BİLİNÇ VE COŞKUYLA HER ALTI MAYISLARDA  ONLARI YAŞAMAYI VE YAŞATMAYI  SÜRDÜRECEĞİZ….

YAŞADIĞIMIZ ÇAĞIN HER YERİ VE HER KAVRAMI KİRLETEN ANLAYIŞINA KARŞI, ONLAR BİZE HEP DEVRİMCİ  İNANÇ VE TUTARLILIĞIN PİSLİKLERDEN ARINMIŞ ŞAFAĞINI GÖSTERECEKLER!

NOT: E-Dergimize yapıt göndermek isteyen dostlar, emegin_sanati@mynet.com adresine gönderebilirler.  Ayrıca grubumuza üye olarak, grup adresi yoluyla da bizlerle ilişki kurabilirsiniz: http://gruplar.antoloji.com/emegin-sanati Google Grup E-Posta Adresi: emegin_sanati@googlegroups.com


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

 Devrimci Siteler i ziyaret et
Link Sitesi Bedava siteler Linkcenneti.com
Sitenizi Ekleyin!
Blog Ekle-Site Ekle

Google Gruplar
EMEĞİN SANATI grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


İÇ MİHRAK AFİŞLERİ











ÜYELERİMİZİN YAYINLANAN KİTAPLARI:

HASİBE AYTEN'İN YENİ ŞİİR KİTABI ÇIKTI: "SEVGİ İKLİMİ"


MAVİ TUTKU / NİLGÜN ACAR


DİCLEYE ATILMIŞ KARANFİLİM BEN / İSA TEKİN


KAR SUYUN SIRTINDA / İRFAN SARİ


AY GÜNLÜĞÜ / TEMEL KURT


KİTAPLARDAN EDİNMEK İSTEYENLER, GRUP E-POSTASI ÜZERİNDEN İSTEKTE BULUNABİLİRLER. ____________________

Bir Mahallenin Kültüre Ve Sanata Açılan Kapısı: ÇINARDİBİ Türkiye'nin İlk Mahalle Kültür-Sanat Dergisi

İletişim ve Abone
Blogcu ile yapıldı