« Önceki |

15/2/2009

ÇİÇEĞİN GOWENDİ / YAŞAR DOĞAN


FOTOĞRAF: FATİH ERBAŞ


Acımasız baskınların

Kıskacında ansızın

Uzanırken geleceğe

Tinsel mahzenlerde

Üşüdük ikimiz de…

 

Hayatlar paramparça

Dağılırken şu evrene

karanfil  çığlık

Bir yarı tanrıça

Sarıldın umutlarıma

 

Şu hep Uç uca

Ulaştırmak istediklerimiz

Ayni eksikliğin

Verdiği esriklik

Kararırken büsbütün yeryüzü

 

Sevdaydık biz

Derin ayrılıklar kucakladık

Derin yaralar sardık ha bire

Sevdayız biz

İnsanlığı karanlıktan kurtaracak…

 

Gowendler tutacak

Ellerini tutmayı özlemişim

Közlenirken bağrımda

Bu evrensel sevda

Uyuttum  bütün korkuları

Dolarken kollarını boynuma

 

Ezberden öte ezelden öte…

 

Yaşar Doğan  / Lolan 24/01/09

15/2/2009

TERS GİDEN BİR ŞEY VAR /BABÜR PINAR


RESİM:ZAFER KARAKUŞ


Bulutlar kendi gölgesini izliyor
Bolluk içinde yüzerken çağın irileri
binlerce çocuk bir kemik bir deri
açlıktan ölüyor Dünya’da
Afrika’ya bakıp gülümsüyor hançer
Aşk iklimini bulmadan
yüreğimi yarıyor adamın biri
dost acı söyler diyor sonra
Umut çığlığım olmadan
yaşamak ölmekten beter
Bu yalın gerçeği gizlemek zor

İyi insana sunulan kem sözler
acıtıyor gülümseyen yanımı
Her sabah tökezliyor ezber
Barış elimi kırıyor adamın biri
Sözle temizliyor yüzyıla gömülmüş kiri
Sevginin kehaneti olmadan
selamlayamam karşı duruşlar anımı
Gül mısra gizini çözdürmez her zaman

Kış ortası güz güneşi
güz ortası ayaz kavuruyor toprağı
Suyu canıma salmadan
düş gözümü kurutuyor adamın biri
dost acı söyler diyor
Gönül gözüm olmadan
göremem dostu düşmanlığı
Bu yalın gerçeği gizlemek zor

Kurtlar kendi hevesini izliyor
Develer şiirci pireler berber
oğullar ölü babalar diri
Saçı şöyle sarmal örmeli
ille de fildişi olmalı çetrefili çözen tarak
diyor adamın biri
bahçesinde çiçek yok soy dazlak
Düş gözü kör insanın elinde fener
ışıtmaz dostluk yolunu
Bu yalın gerçeği gizlemek zor

Ah kara donlu adam
bahar sözü sonlu adam
ayaz havasında şarkı söylemek zor
topla yeşil uçkurunu
sokaktan kış geçiyor


15/2/2009

ADINI DEĞİŞTİREN ŞİİR / UYSAL HİMMET ASLAN


RESİM:AHMET GÜNEŞTEKİN


I.

ne alır

ve ne verir şair

 

II.

büyük gözlerinde

kanlı sözler taşırdı

söze dahil bir masal

avuçlarını yağmalar

uzaklara kaçardı

 

o ki

çiçeklerin İnsan yüzü

çıksın diye ortaya

güne tutunur

karanlığa basardı

 

ve o

öyle dururdu ezeli

yeniden demlenirdi geceler

bilirdi

canı acırdı

 

uzakta bir deniz kızı ağlardı

 

III.

kendini tamamlayan

yarım kalırdı

 

yarım kalan

tamamlanırdı

 

 

Uysal Himmet / 15.04.2004

15/2/2009

EKMEK VE Şİ’R / TAN DOĞAN * SÖYLERİZ / HASİBE AYTEN


RESİM: MAHMUT YİĞİTOĞLU


EKMEK VE Şİ’R 

ekmek kokar kadınım/emek 
 
 
 

yârim ekmek pişirir
ben şi’r
  

çeker tülü-perdeyi
pencereyi açar
diker zeytinlerini göğün mavisine
bekler martıları kumruları ve serçeleri : zamana inat
gelince
su serper yüreciğince
sonra sardunyalara sonra menekşelere ve
dillerime

ekmek pişince yârim
önce koklar
sonra okşar : emeğince
 
bir lokma koparınca
ilk benim ağzıma ko’r
kuşlara çocuklara sonra
 

şi’r pişince
öyle yaparım ben de

TAN DOĞAN


SÖYLERİZ

RESİM: AMEEN AZZAWİ



Yol içinde yolcuyuz
Sizi bizden severiz

Bent yıkan seller gördük
Suyu çiyden severiz

Yarın acep bizim mi
Günü dünden severiz

Sevincimiz iğreti
Acı bizim söyleriz

Sabrımız bile sabırlı
Hıçkırsa da yüreğimiz

'Dağlar sizi pekmez ile kararız'

 

HASİBE AYTEN

 

15/2/2009

ÖZÜR DİLİYORUM / NACİ KASAPOĞLU * UMUT TARLALARI / MEHMET GİRGİN


ÖZÜR DİLİYORUM

RESİM: HATİCE KUMBARACI GÜRSÖZ

 

 

sana

yeni bir isim verdim

ben

 

oyuncaklarını arkadaşlarına bırak

dağlı gelin

 

dağda taşta

kurda kuşa

merhamettim ben

 

yoldan geldin

yorulmuşsun

yaralısın

dağlı gelin

 

türkü türkü

gelin ettim

ne sen gittin

ne ben el ettim

hüzün hüzün yarın ettim

iki gözüm dağlı gelin

 

sarardı

soldu

çöktü

avurdun

 

aşımdın

kışımdın

kışladın kavurdun

 

yazıma yazıldın biliyorum

 

senden özür diliyorum

 

NACİ KASAPOĞLU

 

UMUT TARLALARI

 

RESİM: DARİ DAWN

 


Kanatır

Yaratır

Ekmeğine

Katık

Eder

Hayatı

 

Kanar

Yarar

Ellerinde

Kalır

Umut

Tarlaları

 

İyi

Eder

Sarar

Sarmalar

İyi

Olur

Hayatı

 

 

MEHMET GİRGİN

 

15/2/2009

GÜVERCİN KANI / ÖMER GÖLGE


RESİM: DENİZ DENİZ


Ben bu şehirde doğdum.
Küçük ama eski bir semtte
Beyoğlunun tam arkasında
Sıraselvilerden aşağı
Tophaneyle Taksim'in ortasında
Güvercinler konardı avlularımıza

Şanslıydım...
Denizle konuşabilir..
Hayal kurabilirdim mavinin her tonuyla.
Martılarla haber yollardım her gün
Küçücükken ayrıldığım annemin
Gittiğine inandığım o gizemli dünyaya
Hayat sorunsuz ve güzeldi
Güvercinler konardı avlularımıza

Ne oyunlarımız interaktif
Nede sanaldı dostluklarımız
Körebe,yakar top,saklambaç, bilye
Bazen savaşlarımızda olurdu elbette
Aşağı mahalleyle..
Artin'ler,Dikran'lar,Ohannes'ler yaşardı
Kemal'ler,Hasan'lar,Mehmet'ler arasında
Yabancı değildi Topik ve Lakerda
Dostluk ve muhabbetle örülmüş sofralarımıza
Gidilecek ilk evlerdi onlar bizler için..
Kurban ve Ramazan bayramlarında.
Rengarenk yumurtalar beklerdik
Paskalya yortularında
Güvercinler konardı avlularımıza...

Nasılda sıkıca tutmuştum ellerini
Sünnetçi korkusunun inadına
'Erkek oluyorsun dik dur ve ağlama' demişti bana
Bir dağ gibi sırtımı yasladığım
Kirvemdi 'Rupen' amca
Ötekinin ne olduğunu hiç bilmeden yaşardık
Güvercinler konardı avlularımıza

En iyi ben bilirim..
Evet mübalağasız en iyi ben bilirim.
Aşkın acıtan yüzünü
Nasıl anlatabilirim size
On bir yaşında vurulduğum
Ve hala esiri olduğum
O Ermeni kızını............
Olanca saflığıyla yaşardık aşkı.
Güvercinler konardı avlularımıza
Şimdi iğfal edilmiş masumiyetler pazarında
Geçmişe bakıyorum hıçkırıklarla
İki damla güvercin kanı avuçlarımda...

1/2/2009

KARASEVDAM-FİLİSTİN'İM-KERBELAM / ADNAN DURMAZ


















KOLAJ: ADNAN DURMAZ




Göğüse sığmayan yüreklerin
Yüreğe sığmayan sevdaların
Karasevdalı insanlarıyız
Ekmeği yaratmak kumdan
Ölümsüz destanlar büyütmek
kanla
Bize özgüdür
Kaç bin yıldır
Özgürlük kanadı yaralarımız
Türkülerimiz yalım yalım hasretti
Kana susamış yamyamlar geldi sonra
Vampirler- it sürüleri- ölüm simsarları
Katletmek için yaşama ilişkin ne varsa
Ayakları paletli azrailler geldi

II
Yekinip
Yürümek istedi
Zincire vurulmuş dağlar
Utandı çöl
Utandı gök
Yürümek istedi su...
Kundaklarında ölüleriyle
Yürümek istediler
Gidenlerin arkasından
Gayri bir daha ölmeyecekti kuşlar
Çiçekler açmayacaktı vahalarda
Kimseler bilmezdi bu suskunluğu
Ayrılığın böylesini kim yaşamıştı
O gök değildi bu gök
Bu ayaklar insan ayağı değildi
Ölüm parmaklıydı işte elleri
Kesindi
Sönmüştü dağlarda ateşler
İlkyaz gelmeyecekti onlar olmadan
Gelmesindi!

Dağlar
Göğsünden vurulup, düşenlerini
Duyulmamış ağıtlarla bastı bağrına
Ve onların türküsünü söyledi çöl rüzgarı
Yalnız onlar gül açtırırdı kumda
Sevemezdi böylesine hiç kimse anasını
Yürekleri özgürlüğe susuzluktan çatlak
Düştüler ey dost
Düş
tüler...

Türkülerini
Ağıtlarını
Namuslarını almış gidiyorlar
Gayri onlar için
Her yerdedir Filistin
Her yerde savaşmaya gidiyorlar gene
Dirilmeğe sürekli
Yeniden dirilmeğe...

III
Susan benim yellerimdir
Güllerimdir solan
Kanarken ağıtlarda bir büyük destan
Çölün en büyük hasreti
Ben
im
dir Filistin' de

Anam kaldı o dağların ardında
Kucağımda can veren yavuklumun
Son sözleri ürperir
Silahımın söylediği ağıtta...
Bu kan
Bu dünyaya karşı inatla atan nabız
Benim(dir) Filistin' de

Hırsından çatlayan kalbim
Öylesine bükük omzumda
Dönüp bir yol
-Hoşcakal-diyemedim dağlarıma

Giden ayakyarım olsun
kalbim kalıyor
kanıyor
yanıyor
toprağımda
Hiç kimse anlamasa da
Bu anka yeniden dirilmesini bilir
Bombalar, mitralyözler bin kez parçalasa da...

IV
En eski zamanların yoksuluyum
Binlerce yıllık sevdamı gömdüm sana
Atalarım dağların ardında kaldı
Yüzlerinde çizgi çizgi hasret teriyle
O nazlı özgürlüğü yasayamadan
Yıkıntıları altında ülkemin

Ey kum!
Binlerce yıllık susuzluğunu
Irmak ırmak kanımla giderdim
Kardeşlerim senin için vuruldu
Vatanım
Sevdam
Umudum dedim sana
Vuruldukça hasretine
İçimde yeniden can oldu kinin
Gayri hiç bir gömüte sığmaz bedenim
Ey haklı direniş destanlarının yoldaşı
Ey Filistin!
Sevgilim!
Direnç kaynağım benim!

Sana dünyanın en sevdalı türkülerini
Ben yaktım!
Benim gibi sevemez vatanını kimseler
Bir yanım sende kaldı
Bir yanım sana giden yollarda
Karasevdam
Filistin' im
Kerbelâm
Neredesin sen!
Neredesin sen!
Neredesin! ...



1/2/2009

ÖZGÜR FİLİSTİN ÖLMEDİ / BABÜR PINAR


RESİM VE KOLAJ: ADNAN DURMAZ



Bir anda geldi işgal sabahı beklemeden
Sokaklar henüz coşmamıştı çocukça
Çorak tarla karşıladı ayrık otunu çıplak
Çürüyen köke sarıldı yediveren
Kuşlar cıvıldaşarak
göçünü bıraktı telaşlı ağaca

Evleri sarsan depremin öcü
kışa bırakılan hesabı silmedi
Kan düştüğü yerde çözdü gücü
Özgür Filistin ölmedi

Saçını toplayıp gitti palmiye ağacı
ürkek duruşa yurt oldu sığınak
Soluğunu kendine sakladı avcı
Kuşlara gözünü dikti tank
Şoven güç kırdı kızıl mührü
zamanın orta yerine düştü kargaşa
Merhametli sapan sarıldı taşa

Çöl yurt konuşurken vuruldu
yaranın içinde karardı kurşun
Olmayacak sanılan oldu
Ölmeyecek denilen kutsal düş öldü
Toprak bir gecede örttü üstünü suçun
Öyküsüz vurgun patlattı yılgın ödü

Küflenmiş acısını savrularak
kendi sağlığına soktu eşkıya
Kanın bedelini ödedi çılgın arzu
Açılan gediği dikenle dikti halk
Deniz sürdü iyileştirici tuzu
kanayan ırmağın ağzına

Bakır kimlikte ışıyan alameti
bıraktı çocukların ortasına
özgür Filistin ölmedi
sesi eylemin kaynağında varsıl
tuz basar halkın yarasına

 

1/2/2009

İNSAN NERESİ.../ AZİZ KEMAL HIZIROĞLU


KOLAJ: ADNAN DURMAZ


 

 

 

en azı göremeyen hangi çoğu

akar gibi su, ihanet duruşu –çağdan kir

sevmek denenmeye

öpmek bilinmeye   

selâm verilmeye

sonsuzu sonlu yaparken tıkanıp kalmış dokunuş

ve hiç kurcalanmamış kayıp dil

köhne çıkınıyla gövdeden söze nasıl

güvençle yoğrulmamışsa erkek gülüşü

göz unutulmamışsa nahif kızın saçında

aydınlık hanidir sabah neresi...

 

ölüm ilmekli askerse çoğu

okşar gibi parmak, tetik duruşu –arpacıktan gez

gül koklanmaya

bahçe kurulmaya

oyun oynanmaya

yası şölene çevirecek çocuk dağları kırılmış

ve yavru kekliği büyütememiş ova

kanlı gövdesiyle mezardan mezara niçin

göğüs kafesini ısıtmamışsa bebeğin başı

duvarlar arası yolcuysa annelerin çığlığı

insanlık hanidir insan neresi...

 

1/2/2009

FİLİSTİNLİ ÇOCUK / HAMZA İNCE*BİR YALANCI BAHAR ÖFKESİ ZALİMLERİ

FİLİSTİNLİ ÇOCUK



KOLAj ADNAN DURMAZ


Vuruldu geceler
Yalnızlığı suda yakarak
küflenmiş acılara üşümeyi takan
Yorgun çocuk yaşam direncinden
Coşmaz sokaklar çorak tarla rengi
Çürük kökte yarık ayak
Cellatın suratına bırakıyor kan
Telaşlı bir sonla

Sesiz bir öcü
Dona kayıtlıyor kan
Doyarsız bir kışın kar savurmasında
ölen çocukların bedeni

Hazan toplayıp gitti yapraklarını
Sığınaklar yurtsuz bir Filistin
Ah çekmeyen bebe bedenleri
Orta yerine düştü insan sufatına
Vuruldu gece küflenmiş acilarda
Hayat üşümeyi taktı

Yakıldı kutsal düşte umut
Kurşun izi ırmağın ağzında
Taktı üşümeyi
Yalnızlığı suda yakarak

 

HAMZA İNCE



 




BİR YALANCI BAHAR ÖFKESİ ZALİMLERİN

 


FOTO:İNTERNETHABER.COM


Başlangıcı bir son zalimliğin
Son gök gürlemesi kurak bulutların
Anaların çığlıklarından kopan öfke gerçek
Bir yalancı bahar öfkesi zalimlerin

tek başına taşıyor dünyayı sırtında
yüreği ıstırap içinde
binlerce minik beden,
feryat içinde
haykırıyor
kendini dünyanın efendisi
kan emicisi görene
şiddetle öfkesini

yaşamı silmişler taştan kalpler ile
gökyüzünü karartmışlar,acı içinde
bu öfkeli yürekler
yeni yürekler içinde
ruh olup dikilecek
karşısında zalimler
ölümden acı olacak öfkenin intikamı
geçmişinden kalan…


DEVRAN MİRSAL


 



EMEĞİN SANATI GRUBUNDAN A.ZİYA ÇAMUR, YAŞAR DOĞAN VE BABÜR PINAR’IN DA TEBLİĞLERİNİN YER ALDIĞI KONFERANS METİNLERİNDEN OLUŞAN BU KİTAP SORUN YAYIN KOLLEKTİFİ TARAFINDAN YAYINLANDI. ORADAN İSTENEBİLİR.

EMEĞİN SANATI GRUBU ŞAİR-YAZARLARINDAN EMEKÇİ ŞAİR ŞEREF ÖZTÜRK USTA'NIN İLK ŞİİR KİTABI YAYINLANDI:
"seksen kere söyledim

benden şair olamaz dedim

yüreğim hep kavgamdaydı

sınıfıma sevdamdaydı"



GAZZE'DEN YİTEN İNSANLIK

EMEĞİN SANATI DOSTLARI:

 Devrimci Siteler i ziyaret et
Link Sitesi Bedava siteler Linkcenneti.com
Sitenizi Ekleyin!
Blog Ekle-Site Ekle

Google Gruplar
EMEĞİN SANATI grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Blogcu ile yapıldı