EMEĞİN SANATI'NDAN 34. MERHABA

FOTOĞRAF: ALAATTİN TİMUR
Merhaba,
1 Mayıs 2. Taksim Savaşlarında, korkak ve ürkek burjuvazinin bu ürkekliği içinde ortalığı yangın yerine çevirişini hep birlikte yaşadık, izledik. Görülen odur ki, burjuvazi emekçilerin en küçük istemlerini bile baskı ve şiddetle bastıracak kadar şaşkın ve telâş içindedir.
Bu korku ve şaşkınlığın yarattığı baskılar her alanda bir çığ büyümekte ama bu çığ emekçilerin, sosyalistlerin kararlı, ilkeli dirençlerinde eriyivermektedir.
Baskılar vardır; yolumuzu kapayan, önümüzü kesen. Tepemizde Demokles’in kılıcı gibi sallanan. Baskılar vardır; düşüncelerimizi dondurmak; yaşama arzumuza fren yaptırmak isteyen. Baskılar vardır; bizi kendi iradesinin kör kafesine kapatmak isteyen. Ama bir baskı türü daha vardır ki, bizi sıkıştırarak, rehavete düşmekten alakoyarak gerçeğe, doğruya, üretkenliğe götürür.
İnsan, bir baskı ya da baskılar çemberinin ortasında yaşar. Kimi baskılar toplumsaldır, düzenin siyasî temellerinden kaynaklanır. Sistemin ilerlemeye ve gelişmeye koyduğu kotalara karşı koyan insanın duygu ve düşüncelerini zincirler. Önüne, arkasına, sağına, soluna engeller diker. Kıpırdatmaz, kedi tutmaz eder. Ve özgürlük kuşu, başımızın üstünden uçar, gider. Bu baskılar daha çok, demokrasinin tüketildiği, insan hak ve özgürlüklerinin üstüne şal çekilmek istendiği anlarda ortaya çıkar.
Bir de bireysel baskılar vardır ki, yaratıcılık ve üretkenliğin kamçılayıcısıdır. Bu baskı, tepemizden eksildi mi, alışkanlıkların pençesine düşeriz. Amacımızı yitirir, hedefimizi şaşırırız. Bu baskının kökeninde; dünyayı doğru algılama gücü ve iyiye, doğruya, güzele yöneltme çabası ağır basar. Yazara yazısını, romanını, öyküsünü; şaire şiirini yazdıran baskıdır bu.
Bu baskının bir ucunda irademiz, diğer ucunda istemlerimiz yatar. İrademiz güçlüyse, bu baskı zinciri içinde kendimizi yenileme, kabuğumuzu kırma, üretme, yaratma kaygısı çekeriz. İrademiz sağırlaşmışsa, duyarlıklarımız tükenmiştir. Artık olaylara ve durumlara at gözlüğünden bakmaya başlarız. Bir “neme lâzımcılık” rüzgârında kendimizi kapıp koyuveririz. “Bana necilik” hastalığına yakalanır; dünyada olup bitenlere akıl ve mantık gözümüzü yumarız. Bir topaç gibi kendi merkezimizde döner dururuz.
Bugün “aydın” nitelemesi yaptığımız pek çok insanın, alışkanlıkların pençesine düşerek, içkievlerinde kadehlere takılması, okey taşlarının peşine düşmesi, iskambil kâğıtlarıyla kavga etmesi; onlardaki bu bireysel baskının erozyona uğramasındandır.
vŞurası yanlış anlaşılmamalı! Bireysel baskı da toplumsal duyarlıklardan doğar. “Neden böyle?”, “Böyle olmamalı!”, “Bu gidişe karşı benim de yapacağım bir şeyler olmalı!” gibi soruların ve sorunların baskısını benliğimizde duyar, bir şeyler yapabilme çabası içine gireriz. Doğrudan bir şeyler yapabilme gücümüz olmasa bile, hiç olmazsa Sait Faik gibi kalemimizi açar, sivriltir, durumdan duyduğumuz rahatsızlığı dile getirmenin yollarını ararız.
İşte “Bir şeyler yapmalı!” sorusuyla üzerimize abanan bu baskılar, bizlere toplumsal uyanıklığın, üretkenliğin ve yapıcılığın da kapılarını açacaktır. Sanata açılan yollar da bu kapılardan başlar.
Öte yandan yeni çalkantılara, girdaplara doğru sürüklenen günümüz sanat ve edebiyatında burjuvazinin arka bahçesinde yeşertilen besleme sanatçılarda, bireysel isyankârlarda bu tavrı göremezsiniz.
O zaman sermayenin kara kulelerinin duvarlarını delik deşik ederek emek ve gerçek sanat için “Bir şeyler” yapmaya devam!
ALİBBZİYAMMÇAMUR ![]()
BU SAYININ SAVSÖZÜ
Sanat müziği kendini izole ettikçe eğlence müziği de giderek daha geniş kitlelere erişti; eğlence müziği için ne dinleme yeteneği ne de müzik anlayışı gerekmez olurken sanat müziği giderek daha komplike hale geliyor. Yani en alt düzey basitlikle en üst düzey komplikelik sertçe burun buruna gelmiştir...
Kapitalizmin aksine sosyalizmde, sanat alanında zevk alma, hoşlanma, güç tazeleme artık sanatın politik işlevlerinden ayrılmıyor... Bizim formülasyonumuz ise kapitalizmdekinin aksine güç tazeleme, hoşlanma, zevk alma gibi kavramları planlı biçimde toplumsal yaşamla birleştirdiği için yenidir... Hafif denen müzik kavranabilir ve kolay anlaşılabilir olması feda edilmeksizin kalite kazanmalıdır. Yani “hafif”liğini yitirmeksizin “ciddi” olmalıdır. Buna karşılık ciddi denen müzik de sosyalist inşanın belirli evreleriyle sıkı bağlantıya girerek soyutluğunu aşmalı, gerçekçi olmalıdır...”
HANS EİSLER
![]()
YAŞAM VE SANATTA
ABDÜLKADİR BUDAK'IN OĞLU
ŞAİR ORHAN GÖKSEL BUDAK'TAN HABER YOK!
Salâ adlı ilk şiir kitabı ilgiyle karşılanmış olan Orhan Göksel, 2005 Yaşar Nabi Nayır Başarı Ödülü'nü almıştı.
"Oğlum son olarak 12 Mayıs Pazartesi günü Haydarpaşa Garında görülmüş. Oracıkta tanıştığı müzikten ve şiirden konuştuğu iki gençle hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra gideceği yeri söylemeden ayrılmış. Adını vermemiş. Hürriyet'teki ilanı gören bu gençlerden biri fotoğrafı iletti bize. Oğlumun İstanbul'da olduğu kesin de, nerede kaldığı, kiminle birlikte olduğu belli değil. Haydarpaşa'da çekilen fotoğrafı yolluyorum.
Özellikle İstanbul’da yaşayanların, üzerinde açık sarı tişürtü, kahverengi ceketi, keten pantolonu olan oğlumdan arayan gözlerini esirgememelerini ve bize haber vermelerini diliyorum. Bu haberin yayılması için tüm dostların, duyarlı insanların katkılarını bekliyorum.
Sevgi ve umutlarımla…"
GSM: 0536 462 21 70 EV TEL: 0312 283 82 66
E-POSTA: akabudak@mynet.com veya akabudak@gmail.com
Abdülkadir Budak
SANAT CEPHESİNİN DÜZENLEDİĞİ
KÜLTÜR-SANAT KONFERANSI BAŞLIYOR
Konferans Programı:
I. Oturum (Yöneten: Kemâl Kök)
Açılış Konuşması: İsmail Hardal (Sanat Cephesi Adına) Konuşmacılar ve Tebliğler:
1-Turgay Ulu Araştırmacı-Yazar (F Tipi Cezaevi Kandıra/Kocaeli) “Nasıl Bir Kültür?”
2-Kemal Orgun Tiyatro Yönetmeni-Yazar (MKM Adına) “Kürt Kültürüne Genel Bir Bakış ve Kürt Sanatının Kaynakları”
3-Esat Korkmaz Araştırmacı-Yazar (Serçeşme Dergisi Gnl. Yn. Yönetmeni) “Kızılbaş Geleneğin İzinde Dünden Bugüne”
4-Ali İhsan Aksamaz Araştırmacı-“Yazar Kültürel Zenginliğimizin Farkında Olamayışımız”
5-Alime Mithap Ressam-Yazar (Yenidal Resim Grubu Adına) “Yenidal Resim Grubu ve Sosyal Realizm Akımı”
6-Yaşar Doğan Yazar-Şair (Emeğin Sanatı Adına) “Sosyalist Sanatçılara Çağrı”
7-İrfan Ünal Şair-Yazar “Sanatta İlke, Dil ve Emperyalizmin Kültürel Sömürüsü”
8-Kemâl Kök Şair-Yazar (Sanat Cephesi Adına) “Kültürel Asimilasyon-Tecrit-Yabancılaşma
9-Veysel Atayman Öğretim Üyesi-Çevirmen-Yazar “1980 Sonrası “Teorik” Beslenmenin Durumu"
Konuşmacılarca I. Oturumun Değerlendirilmesi, Sorular ve Cevaplar ve kapanış
II. Oturum (Yöneten: İsmail Hardal) Konuşmacılar ve Tebliğler:
1-Babür Pınar Şair-Yazar ““Çağdaş” Olmak ve Sosyalist Sanatçı Tavrı”
2-Hilmi Bulunmaz Tiyatrocu-Yazar (Bulunmaz Kültür Merkezi Adına) “Sanat Nedir? ve Burjuva Ödül Kurumu Ne İşe Yarar?”
3-Canol Kocagöz Karikatürist-Yazar “Emperyalizm Çağında Kültürün Özelleşmesi Karşısında Yeni Mücadele Biçimleri”
4-Ali Ziya Çamur Yazar-Şair (Emeğin Sanatı Grubu Adına) “Sosyalist Gerçekçilik Anlayışımız ve
Görevlerimiz”
5-Turabi Saltık Araştırmacı-Yazar “Sanat ve Edebiyatta Taraf Olmak”
6-Ahmet Kale Araştırmacı-Yazar (Sosyal İnsan Yayınları Yönetmeni) “Marksist Edebiyat Eleştirisi ve Kıvılcımlı”
7-Ahmet Cihan Araştırmacı-Yazar (Dersim-Hayat Gazetesi Adına) “Sorumluluk Bilinci ve Birlik Kültürü”
8-İsmail Hardal Şair-Yazar (Sanat Cephesi Adına) “Gelenekten Geleceğe Bilim-Politika-Sanat-Estetik-Etik Bütünselliği”
9-SORUN Polemik Dergisi Sol’un Kültür Politikası-Sorunları ve Çözüm Önerileri
Konuşmacılarca II. Oturumun Değerlendirilmesi, Sorular ve Cevaplar, Kapanış Konuşması/Tebliği
Yer: İstanbul Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) İstiklal Cad. Turhol Han No: 373 D/2 Beyoğlu-İstanbul Tel: (212) 251 85 06 Düzenleyen: Sanat Cephesi (0212 638 81 82) İletişim:sanatcephesi@gmail.com 0505 355 36 35 (17-18 Mayıs 2008 günü için) 17 Mayıs 2008 (Cumartesi) Saat: 10.00-18.00
İSTANBUL ULUSLARARASI ŞİİR FESTİVALİ’NDE
KÜRTÇEYE GEÇİT YOK!
Latin Amerika ülkelerinden Katalonya'ya, Rusya'dan Makedonya'ya, Yunanistan'dan Avrupa Ülkelerine, Kanada'dan İran ve Amerika Birleşik Devletlerine varıncaya kadar dünyanın Türkiye dahil 20 ülkesinden davet edilen 40 şair arasında bir tek Kürt şair yok...
PEN Yazarlar Örgütü Türkiye Merkezi Diyarbakır Temsilcisi Şeyhmus Diken, 13 Mayısta başlayıp 17 Mayıs Cumartesi günü sona erecek olan 1. Uluslararası İstanbul Şiir Festivali'ni "İstanbul şiirini unutmuyor ve dünya şiiriyle buluşmaya hazırlanıyor, demek Kürtsüz olarak ne kadar mümkün" diyerek eleştirdi, "Türkçe'nin şairleri"ni tepki göstermeye çağırarak "Ben şahsen bu öteleme ve inkara şair duyarlığının en azından Kürtçe birer şiir okuyarak tepki göstermesini, yüksek dillendirerek tavır koymasını bekliyorum" dedi. Kürt Yazarlar Derneği Başkanı İrfan Babaoğlu da konuyu “Bu büyük bir eksiklik ve bizim için üzüntü verici bir durum”“Uluslararası alanda yapılan bir festivale, birçok ülkeden şairler davet ediliyor. Ama milyonlarca nüfusuyla yanı başınızda duran bir edebiyatı, bir kültürü ve dili görmezden gelmek manasına geliyor bu” şeklinde konuştu.
2010'da "Kültür Başkenti" olmaya hazırlanan İstanbul, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.'nin katkılarıyla ilk kez bir şiir festivali düzenliyor. Festivalin bu seneki ana teması Çağdaş Katalan Şiiri.
Onursal Başkanlığını Doğan Hızlan'ın üstlendiği İstanbul Şiir Festivali'nin Yürütme Kurulu üyeleri Adnan Özer, Doğan Hızlan, Hüseyin Öztürk, Metin Celal, Nevzat Bayhan ve Tuğrul Tanyol. İskender Pala, Tobias Burghardt ve Fernando Rendon ise Festival'in Danışma Kurulu'nda yer alıyorlar. Festivale 20'si Türkiye'den, 20'si Türkiye dışından 40 şair katılıyor. Festival'de şiir okumalarının dışında, şiir akademisi, müzik dinletileri ve vapur gezisi de yer alacak.
Festivale şu şairler katılıyor: Ahmet Oktay, Ahmet Telli, Alex Susana (Katalonya), Arjen Duinker (Hollanda), Baki Ayhan T., Cahit Koytak, Can Bahadır Yüce, Claudio Pozzani (İtalya), Denise Boucher (Kanada), Dieter M. Graf (Almanya), Enver Ercan, Gonca Özmen, Haydar Ergülen, Hilmi Yavuz, Jean Pierre Balpe (Fransa), Joan Margarit (Katalonya), Jona Burghardt (Almanya), Kemal Özer, Kerry Shawn Keys (ABD), Leyla Şahin, Mehmet Ocaktan, Michel Deguy (Fransa), Nikola Madzirov (Makedonya), Oğuzhan Akay, Orhan Alkaya, Ömer Erdem, Özdemir İnce, Pedro Shimose (Bolivya), Pio Serrano (Küba), Refik Durbaş, Rodolfo Hasler (Katalonya), Saadi Yousef (İran), Sennur Sezer, Sergey Gandlevski (Rusya), Sonata Paliulyte (Fransa), Tobias Burghardt (Almanya), Tomaz Salamun (Slovenya), Yiorgos Chouliaras (Yunanistan), Yusuf Uğur Uğurel, Zeynep Köylü (GG) (BİA HABER MERKEZİ /EVRENSEL)
Başbakanlık'ın DT ve DOB'un kuruluş yasalarının ortadan kaldırılması amacıyla yasa tasarısı hazırladığı yönündeki haber, sanat dünyasını hareketlendirdi. Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı, Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği, Türk Kültür Sen, Kültür-Sanat Sen, Konservatuvar Mezunları Derneği ve Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği'nden yapılan açıklamada, çalışmalar hakkında kendilerine bilgi verilmemesi eleştirildi. Açıklamada, sivil toplum kuruluşları ile çalışacağını açıklayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay 'a ulaşılamadığı belirtilerek şöyle denildi: " Kapalı kapılar ardında, alanlarımızı tanıyıp tanımadıklarını bilmediğimiz kişilerce yasa çalışmaları yapıldığı söyleniyor. 5846 sayılı yasanın fikir ve sanat eserlerinin bağımsızlığı ve korunması ilkesi gözetilmeden, söz konusu kurumların kuruluş yasaları ve burada belirtilen özel hakları yok edilerek, doğrudan bakanlığa bağlı devlet memurları haline getirileceklerinden endişe duyuyoruz” (CUMHURİYET)
Bu yıl 44. düzenlenen ödül töreni 9 Mayıs'ta Rahmi Koç Müzesi'nde yapılacak.Behçet Çelik ödülü "Gün Ortasında Arzu" adlı kitabıyla aldı. Doğan Hızlan başkanlığındaki jüri oy birliğiyle ödülün Çelik'e verilmesini kararlaştırdı.
Ödül jürisinde Doğan Hızlan başkanlığında Hilmi Yavuz, Füsun Akatlı, Nursel Duruel, Jale Parla, Murat Gülsoy ve Beşir Özmen yer aldı. (BİA HABER MERKEZİ)
MAHSUS MAHAL ÖDÜLLERİ VERİLDİ...

2008 Mahsus Mahal Ödülleri 8 Mayıs akşamı yapılan etkinlikle sahiplerine verildi.
‘Şehla Balıklar Denizi’ adlı şiir dosyası ile ödül alan, F Tipi Kırıkkale Cezaevi’nde bulunan Yalçın Hafçı’nın ödülünü, ablası Gülderen Hafçı’ya, Şair Neşe Yaşın verdi. ‘Yalancı Bahar’ adlı öykü dosyasıyla ödül alan, Adıyaman E Tipi Cezaevi’nde bulunan Veysel Avcı’nın ödülünü ise yakını Halise Ayyıldız, Birikim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Laçiner’den aldı. Ödül alan dosyalar, bu yıl içerisinde Mahsus Mahal Kitaplığı’nda yayımlanacak. PEN Üyesi Yazar Tülin Dursun, ödül alan iki yazara biner lira para desteğinde bulundu.
Bu yılki yarışmanın öykü jürisinde Gaye Boralıoğlu, Behçet Çelik, Özlem N. Yılmaz, Müge İplikçi ve Sema Kaygusuz; şiir jürisinde ise Haydar Ergülen, Neşe Yaşın, Orhan Alkaya, Sezai Sarıoğlu, Halil İbrahim Özcan yer alıyordu. (EVRENSEL)
62. YUNUS NADİ ÖDÜLLERİ VERİLDİ...

Cumhuriyet Gazetesinin kurucusu Yunus Nadi adına düzenlenen “62. Yunus Nadi Ödülleri” sahiplerini buldu.
8 Mayıs günü Beşiktaş’taki Mustafa Kemal Kültür Merkezinde gerçekleştirilen törende, “Sosyal Bilimler Araştırması” dalında, “Sarayın ve Cumhuriyetin Dişçibaşısı Sami Günzberg” adlı yapıtıyla ödüle Şevket Çizmeli değer görüldü. Roman ödülünü, “Pembe Otobüs” adlı eseriyle kazanan Mehmet Anıl’a öykü” ödülleri ise “Sessizlik Kulesi” adlı eseriyle Yavuz Ekinci ve “Kiev’de Aşk” adlı kitabıyla Alper Akçam’a verildi. Şiir dalında ödül, “Mesafe” adlı eseriyle Abdulkadir Budak ve “Birkaç Kuş, Birkaç Anı” isimli yapıtıyla Veysel Çolak’a değer görüldü. “Karikatür” ödülü ise Muammer Olcay ve Ahmet Aykanat’a verildi. Bu dalda Mehmet Zeber’in yapıtı da “Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.
(CUMHURİYET)
ADIYAMAN’DA BİR İLK: NEHİR DERGİSİ...
“Ben İnsanım Benden Başlar Asalet
Asillere Paydos, Beye Nihayet
Şu İnsanlık Derde Girerse Şayet
Ona Yar Olmaktan Bıktım İse Yuh!”
JOSE MARTİ KAVGAMIZA SES VERİYOR HÂLÂ...
42 yaşında ölen Jose Marti, kısa süren ömrü boyunca, birkaç siyasal kitapçıkla incecik şiir kitapları yayımladı: Abdala (manzum dram) 1869′da, İsmaelillo (Mahvolan Dostluk, otobiyografik roman) 1882′de, Versos sencillos (Basit Şiirler) 1891′de ve Versos libres (Özgür Şiirler) 1913′te ölümünden sonra basıldı.
1894’te aşağıdaki ünlü şiirini yazışının arından, 19 Mayıs 1895’de daha bağımsızlık savaşının en başında girdiği çatışmada böyle ölür, böyle ölünebilecek bir yaşam anlayışını devrimcilere miras bırakarak:
AYNI YALINLIKLA ÖLMEK İSTERİM
Aynı yalınlıkla ölmek isterim
Kırda bir çiçek gibi, sakin, gösterişsiz.
Mum yerine yıldızlar parlasın üstümde
Yeryüzü uzansın altımda sessiz.
Ben aydınlık ve özgürlük delisiyim
Varsın hainleri gizlesinler soğuk bir taş altında
Dürüstçe yaşadım ben, karşılığında
Yüzüm doğan güneşe dönük öleceğim.
Jose Marti / Çev. Ataol Behramoğlu
NURHAK ŞEHİTLERİNİ ANIYORUZ!...
“Nurhak sana güneş doğmaz
Uçan kuşlar yuva kurmaz
Dökülen kan, yerde kalmaz
Soracağız hesabını”
İBRAHİM KAYPAKKAYA IŞIĞINI SAÇMAYA DEVAM EDİYOR...
NOT: E-Dergimize yapıt göndermek isteyen dostlar, emegin_sanati@mynet.com adresine gönderebilirler. Ayrıca grubumuza üye olarak, grup adresi yoluyla da bizlerle ilişki kurabilirsiniz: http://gruplar.antoloji.com/emegin-sanati Google Grup E-Posta Adresi: emegin_sanati@googlegroups.com











RESİM: KAMBER BATIOĞLU


_dosyalar/gen_13.1.gif)


