« Önceki | Sonraki »

1/11/2007

ANLAŞILAMAMA -I / ADNAN DURMAZ

EMPERYALİZMİN İNSANIN ANLAMA YETİSİNE VE DUYGULARINA SALDIRILARININ REDDİ 

                              FOTOĞRAF:ASUMAN ÜNSAL

                              

 

Kitle için yazdıklarını sanan yazarlarımız en gülünç olanlardır.

Kitle ile beraber acı çekmeyen, halkın sevinci ile yüzü gülüp onun

isyanı ile şaha kalkmayan, nabzı kitlenin nabzıyla aynı tempoda

atmayan adamın kitleye “sen” diye hitap etmesi gülünçten de

ileri bir şeydir. Hala köylüyü Amerikalı bir gezgin gibi seyredip

onda ya mistik, karanlık bir ruh ve ya ilkel bir hayvan gören büyük

romancılarımız var. Halktan bahsediyorum diyen yabancı ve ucuz

esprili hikâyelerle halkı maskaraya çeviren ünlü yazarlarımız var.

Cinsel baskı ve yasaklardan histeriye uğramış yarım eğitimle genç 

kızlar için yazdığı sulu romanının ciltlerine dayanarak kendisine

“en çok okunan halk yazarı” sıfatını takan şımarık şarlatanlar var. .

(Varlık, 65. sayı, Mart 1936)

 

                                   

akşam kılıçlar düşürdüğü ayın ışığından boğaz'da

müjgân mıdır bir uzak gülümsemek midir sazda

ferahnâk'ta iyimser kötümser çarçabuk hicaz’da

müjgân mıdır sevilmek yanlış anlaşılmak mı biraz da

 

üretir sessizliği erguvanlar düşler sevdayı tamamlar

suları yansıtır camlar cıvalı bir beyazda

müjgân mıdır yoksa sabahlamak mı hâfız'la şirâz'da

divanlardan gül çığlıkları horasanlı papağanlar

şehzâde çılgınlıkları o unutulmaz yazda

 

müjgân mıdır sevilmek yanlış anlaşılmak mı biraz da

                                                  ATTİLA İLHAN

 

 

1-ANLAMAK VE İNANMAK

 

Uygarlık anlama ile başlar. İlk insan anlamaya başladığı ilk anda insan oldu.

İnsanın en büyük yeteneği anlamaktır ve zekâ ile ilişkilidir. Anlamak, beraberinde bilmeyi getirdi. Bilmek inanmak için zorunludur. Bilmeden inanmak batıl inançlılık, kör inançlılık oluyor.

İnsan bilmediğine, hakkında yeteri kadar bilgisi olmayan bir şeye ne kadar inanır.

İnsanların ne kadarı, kendi dinlerinin ne dediğini yeterince biliyor.

İman; inanmaktır. İnanan kişiye iman etmiş anlamında mümin deniliyor. Mümin; imanlı yani, inanmış insandır

İnsanların çoğu bilmeden inanıyor.

Bunu şöyle de söylemek mümkün: insanların çoğu az biliyor ve bu az bilgiye göre inanıyor. Az bilgisiyle tam iman sahibi olanların eksik bilgileri kullanılıyor. Birileri onları hurafelere inandırabiliyor:

 

Bir gazete haberi  

 

7 Şubat 2006  Hürriyet

 

“ALLAHIM” DEDİ, 2.5 TRİLYON DOLANDIRDI

 

Başkent’te inanılmaz bir dolandırıcılık olayı yaşandı. Kendilerini Allah ve peygamber olarak tanıtan 11 kişi sadece bir kişiden yaklaşık 2.5 trilyon lira dolandırdı. Zanlılar gözaltına alındı.

ANKARA Siteler’de esnaflık yapan Ramazan O., yıllar önce dükkanına dilenci kılığında gelen Bülent Ö.’ye sadaka verdi. Bülent Ö., bir süre sonra tekrar gelerek, kendisinin Hz. İsa olduğunu iddia ettikten sonra vatandaştan para istedi.

 

Bir kişiden 2.5 trilyon

Şebekenin diğer üyeleri aracılığıyla söz konusu vatandaş hakkında bilgi toplayan Bülent Ö., esnafa evinde ne kadar parası olduğunu, nereye sakladığını ve doğmamış çocuğunun cinsiyetini söyledi. Güven sağlayan Bülent Ö. daha sonra, Hz. İbrahim, Hz. Muhammed ve Veysel Karani olarak tanıttığı Ersel Ö., Necati U., Halil İbrahim Ö. ile müritleri olduğunu söylediği Ali S., Katip T., Murat C., Ercan Y., Can Ö. ve Ersin Ö. ile Ramazan O. ile tanıştırdı. Bülent Ö. son olarak, beraberinde getirdiği Hakan Ö.’nün ise Allah olduğunu söyledi. Dolandırıcılar, 10 yıl içerisinde, Ramazan O. ile Hacı Bayram Camii ve Sincan’da defalarca buluşarak, "ihtiyacı olan vatandaşlara dağıtılmak üzere" yaklaşık 2.5 trilyon lirasını aldılar.

 

Allah Mekke’den arıyor

Ayrıca, O.’ya "daha rahat irtibat sağlayabilmek için" cep telefonları da aldırdılar. Kendisini Allah olarak tanıtan Hakan Ö., aradığı Ramazan O.’nun cep telefonunda Mekke’nin alan kodunu gösterecek teknik bir düzenleme yaptırarak, "Ey kulum 45 dakika sonra yanındayım" dedi. Daha sonra yine arayan Hakan Ö. bu sefer de "Sana kimi istiyorsan göndereyim. Söyle hangi peygamberimi istersin?" diye sordu.

 

Bunalıma girdi

Girdiği bunalım sonucu 3 kere intihar girişiminde bulunan Ramazan O.’dan yaşadıklarını ailesine ve çevresine de anlatmasını isteyen dolandırıcılar, durumun emniyete bildirilmesi üzerine yakalandılar. Emniyette sorguları tamamlanan 11 kişi, emniyeti suiistimal yoluyla dolandırıcılık suçundan adliyeye sevk edildi. 

 

Bilgisi az olanın, imanı kolayca kullanılabiliyor. Bilmeyenin anlaması zorlaşıyor. Ne kadar az bilinirse o kadar zor anlaşılıyor. Bilmediğimiz şey bizim için karanlıktır. Bilgi aydınlatıyor.

KARANLIK, UYKU İÇİN EN UYGUN ORTAMDIR.

 

 

 

2-ŞARKI SÖZLERİ

 

BENİ ANLAMADIN

 

Söz: Soner Arıca Müzik: Soner Arıca Aranjör: Erhan Tekyıldız

 

Üzerimden yağmur yüklü bulutlar geçti

Gittiğin günü tarihe böyle kaydettim

Gün değil ki, sanki bin yıl, bin asır geçti

Ben aslında bu oyunu baştan kaybettim

 

Bilmedi kimse içimi yakanı

Beni ben yapan yanımı alıp ta kaçanı

Anlamadın sende beni anlamadın

Hani kâbusu olurdun beni ağlatanın

 

Beni anlamadın ki bir gün anladım sandın

Başka bir yüz, başka ruhla beni aldattın

 

En özeldin, en güzeldin gel gör ki bitti

Bir başıma savaşmışım ben sonra farkettim

Güvendiğim inandığım ne var ne yoksa

Aşkı, sevdayı sabrı da sende tükettim

 

BENİ ANLAMADIN YA

 

Söz-Müzik: Kayahan Açar

 

El ayak çekilince

Sohbetler tükenince

Dostlar eve gidince

Bu geceler işkence

Öper iki hece

İsmi dudaklarım

La-Fa-La-Sol

La-Fa-La-Sol

Sokakları kamçılıyor

Rüzgârın sesi

Gözlerim yanıyor

Yağmur öncesi

Her vesile ellerim

Ellerini arıyor

Her yanımı sarıyor

O müthiş acıların

Beni anlamadın ya

Ben ona yanıyorum

 

 

ANLAMADIN

 

Haluk Levent - Anlamadın Lyrics

 

Savurdun bu gençliği

Aşkın kör bahçesini

Güneşi yağdırdım karbeyaz düşlere

Sen beni anlamadın

Aşılmaz duvarları

Toz ettim yüreğimde

Aşkın kör pençesi saplandı gönlüme

Sen beni anlamadın

Anlamadın anlamadın bir kez olsun

Sen beni anlamadın

Bu kentin akşamları

Son bulur gözlerimde

Kelebekler özgürdür

Hislerime tutsak

Sen beni anlamadın

Aşılmaz duvarları

Toz ettim yüreğimde

Aşkın kör pençesi saplandı gönlüme

Sen beni anlamadın

Anlamadın anlamadın

Sen beni bir kez olsun anlamadın

 

 

3-ŞARKI SÖZLERİ

 

 ANLAYAMADIM   

 

Azer Bülbül - Anlayamadım Sözleri Lyrics

 

Çok düştüm üstüne seni çok sevdim

Ne zaman gel desen koşarak geldim

Çözemedim seni neydi ki derdin

Ne yaptımsa seni anlayamadım

 

Sen zaman istedin ömrümü verdim

Kimselere bakmadım bir seni sevdim

Ne kadar sordumsa sen söylemedin

Ne yaptımsa seni anlayamadım

 

Bu aşkın sonu başından belli

Daha fazla artık dayanamadım

Ben yaklaştıkça sen ittin beni

Ne yaptımsa seni anlayamadım

 

Aklar düştü saçımıza ömrü bitirdik

Dünyaya geleli biz çok şey yitirdik

Aşkta yalan olmaz böyle bilirdik

Ne yaptımsa seni anlayamadım

 

 

ANLAYAMADIM 

 

  Özcan Deniz, Anlayamadım 

  

Anlayamadım neyi istediğinde saklayıp vermedim

Ben senin için akıl almaz ne duygular besledim

Ne sevmekten ne de verdiğim hiç bir sözden

Ettiğim yeminden vazgeçmedim

Anlatamadım sana kendimi kahreden sevgini

Ben senin için dile düşmüş ne şarkılar söyledim

Aşkımız için yazdığım binbir şiirden

Çizdiğim resimden vazgeçmedim

Ama sen beni bir gece kendime derdime gömdün gidiverdin

Ama boş yere yok yere her şeyi mahvettin neydi sebebin

Sen beni bir gece kendime derdime gömdün gidiverdin

Ama boş yere yok yere her şeyi mahvettin neydi sebebin

Anlatamadım sana kendimi kahreden sevgini

Ben senin için dile düşmüş ne şarkılar söyledim

Aşkımız için yazdığım binbir şiirden

Çizdiğim resimden vazgeçmedim

Ama sen beni bir gece kendime derdime gömdün gidiverdin

Ama boş yere yok yere her şeyi mahvettin neydi sebebin

Sen beni bir gece kendime derdime gömdün gidiverdin

Ama boş yere yok yere her şeyi mahvettin neydi sebebin

Aşkımın son hanesi sana ömrümün son çağrısı

Dön gel gülüm yok çaresi deli kalbimin tek ağrısı 

 

ANLAŞILAMAMAK, YALNIZLIKTIR…

ANLAŞILAMAMAK, PAYLAŞAMAMAKTIR.

ANLAŞILAMAMANIN ÖNÜNDE GEÇİRİMSİZ BİR DUVAR OLARAK, BENCİLLİK DURUYOR.

BENCİLLER YALNIZDIR

HER YALNIZLIK BENCİLLİĞİN RAHMİNDEN DOĞMAZ…

AMA HER BENCİLLİK, KENDİYLE DÖLLENİR, YALNIZLIĞI DOĞURUR.

ANLAŞILAMAMAK, İLETİŞİMSİZLİKTİR…

KAPİTALİST SİSTEMİN EN BÜYÜK SORUNLARINDAN BİRİSİDİR İLETİŞİMSİZLİK…

İLETİŞİMSİZLİK KAPİTALİZMİN İNSANLIĞI GEÇİRİMSİZ KILARAK KENDİ KABUĞU İÇİNE HAPSETMESİDİR…

KAPLUMBAĞALAR DAHA ÖZGÜR…

KABUKLARI KORUNAKLARI VE SIĞINAKLARIDIR…

KAPİTALİZMİN İLETİŞİMSİZLİK KABUĞU KORUNAK DEĞİL, KORUNAKSIZLIKTIR…

BENCİLLER BİRBİRİNİ KORUMAZ

 

 

4- HERMENEUTIK

 

Mitolojik karakterler kimi zaman inanılmaz ölçüde benziyor çevremizdeki insanlara. Hermes, çok renkli bir kişiliktir örneğin. Hem haberci tanrıdır, tanrılarla insanlar arasında iletişim sağlar; aynı zamanda hırsızların da tanrısıdır. İnanılmaz birisidir, Doğduğu günün akşamı kundağını çözüp beşiğinden çıkarak, Mağaranın önündeki kaplumbağayı öldürüp içini boşaltmış, yedi tel takıp bir kithara haline getirmiştir… Sonra da Apollon'un sürüsünden 50 inek çalarak onları bir mağaraya saklamıştır. Çobanların tanrısı Pan’ın gayrimeşru babasıdır ve kendisi aynı zamanda sürülerin tanrısıdır. Odysseus’un, sadakatiyle ünlü karısı Penelope ile Arkadia dağlarında yasak ilişkileri sonucu Pan doğmuştur. Güzel ve inandırıcı konuşur, aynı zamanda hatiplerin de tanrısıdır. Ağzında balı olan arının kuyruğunda iğnesi vardır sözünü çağrıştırıyor. Güzel konuşmayan bir yalancı, inandırıcı olamaz. Yolları, yolcuları, tüccarları haliyle ticareti de korur. E ticaret insanları sömürmenin en yasal yolu değil mi, bu yasal hırsızları kollamak da hırsızların tanrısına yakışır. Zeus’un insanlara uykuyu da onunla gönderir. Bir sürü görevi olan tam bir üçkâğıtçı, yalancı, hırsız ve serseridir Hermes. Onun habercilik görevi bizi ilgilendiriyor burada. Tabii düşünmeden edemiyor insan, böyle biri ne kadar sağlıklı haber taşır diye.

 

Antik çağdan bu yana, düşünürlerin “anlamak“ üzerine ortaya koyup savunduklarını içine alan felsefi kavramın adı ise, HERMENEUTIK… Çağımızdaki Hermeneutik felsefenin ünlü temsilcisi Gadamer. Gadamer’e göre : "Hermeneutik, hermeneuien sanatı, yani bildirme, haber verme, çeviri yapma, ayıklama ve açımlama sanatıdır. Tanrıların habercisi, mesajcısı, elçisi olan Hermes tanrıların mesajlarını ölümlülere iletir. İslam dinindeki Cebrail meleği çağrıştırıyor gibi görünse de, ilgisi yok. Ne var ki onun bildirdikleri hiç de tanrıların mesajlarının dümdüz bir aktarımı değildir; tanrısal buyrukların birer ayıklamasıdır. Öyle ki Hermes bunları ölümlülerin diline, onların anlayabilecekleri şekilde çevirir. İslamiyette Allah da insanlar gibi konuşan bir varlık olmadığına göre, Cebrail vahiyleri ya insan suretine girip, insan dili konuşarak aktarıyor veya kalbine ayan ediyor Hz. Muhammed’in ve diğer peygamberlerin. Hermeneutik etkinliği daima bir başka "dünya"ya ait bir anlam bağlamını o an içinde yaşanılan dünyaya aktarma/çevirme etkinliği olmuştur. Bu, "düşüncenin ifade edilmesi/bildirilmesi" olarak hermeneuia'nın esas anlamı için de geçerlidir. Zaten "ifade" kavramının kendisi, dışavurma, açıklama ve çeviriyi içerecek şekilde çok anlamlı bir kavramdır. Aristoteles 'in "Organon" unun peri hermenias adlı bölümü, ne var ki, hermeneutikle ilgili değildir. Bu bölümde hermeneutik terimi, apofantik yargıların (olumlu ve olumsuz önermeler) mantıksal yapısını ve logos'un doğruluk gözetilmeyen kullanımlarını araştıran bir mantıksal gramer turunu adlandırmak için kullanılır. Platon 'a göre sanat olarak hermeneutik, düşüncelerin ifade edilmesiyle değil, bir kral buyruğunun, bir tanrısal iradenin açımlanmasıyla ilgilenir. Hermeneutik, "Yasalar" da, tanrıların iradelerini, hem haber hem de kendilerine itaat edilmesi gereken buyruklar olarak bir çift anlam içinde açıklayan sanat olarak anılır. Geç Grekçede hermeneuia, çok açık şekilde, "bilgece ayıklama" ve hermeneios "ayıklayan", "çeviren" olarak geçer. Böylece hermeneuia "sanat”ı, yani hermeneutik, kutsal sefere ait olanın, özellikle kutsal ve otoritatif iradenin, ölümlüye, yani dinleyene uygun şekilde ayıklanması etkinliği olmuştur. Hermeneutiğin bu anlamı günümüzün epistemolojik bilinci içerisinde tabii ki artık yaşamamaktadır. Bugün hermeneutikten söz ettiğimiz her durumda bu terimi Yeniçağın bilim geleneğiyle bağıntılı olarak kullanıyoruz. Gerçekten de hermeneutiğin Yeniçağdaki gelişimi, modern bilim ve modern yöntem kavramının gelişimiyle koşutluk gösterir. (Gadamer1995)”( Bu bölüm bilgilerinin bir bölümünün alındığı kaynak, Doğu Batı Dergisi- Yeni Düşünce Hareketleri Sayısı- Mayıs/Temmuz 2002-Felsefe Sanat Kültür yayıncılık) (DÜŞÜNCE VE KÜLTÜR TARİHİNDE HERMENEUTİK GELENEK başlığıyla bir makale internetin çeşitli sitelerinde var)

 

İletişim antik çağdan bu yana insanlar için önemli olmuş. Antik çağ insanının hayal dünyasının geliştirdiği Hermes tiplemesinin, iletişim tanrısı olması, bir rastlantı olamaz. İletişim kuran unsur, görüldüğü gibi, kendisinden her şey umulabilecek birisi. Hırsız, yalancı, serseri ama aynı zamanda pek çok güç onun elinde. Güçlü ile zayıf arasındaki ilişkiyi sembolize ediyor gibi. Elinde güç bulunduran, hırsızdan yana, tüccardan yana, güçlüden yana. Zaten antik çağda insanlar için yaşamak bir ceza, ilahi adalet yok.

 

GÜÇLÜ ZAYIFI ANLAMAYA ÇALIŞMIYOR.

ZAYIF, GÜÇLÜYÜ ANLAMAK ZORUNDA…

YASALAR SENİN ANLAMAYACAĞIN BİR DİLDE DE OLSA, SEN ANLAMAK ZORUNDASIN. ANLAMAZSAN, SUÇ OLDUĞUNU BİLMEDEN YAPTIĞIN EYLEMİN KARŞILIĞI CEZA OLACAKTIR.

GÜÇLÜ, ZAYIFI ANLAMAK ZORUNDA DEĞİL!

 

Amerikan Başkanı nereye giderse gitsin doğal olarak herkes dilini biliyormuşçasına kendi diliyle konuşur. Bizim Padişahlar da öyleydi uzun zaman. Fransa Kralı Alman İmparatoru Şarlken´e esir düşünce,   annesi Osmanlı imparatoru Kanuni’den yardım ister. Kanuni, Alman İmparatoruna bir mektup yazdırır:

 

" Biz ki, diyar-i Trablusgarb’in, diyar-i Libya’nın, diyar-i Mısır'ın, diyar-i Rum'un, diyar-i... vesairenin fatihi, Sultan Süleyman Han'ız. Sen ki, Almanya Eyaletinin Kral´ı Şarlken´sin. Sana deriz ki, tez Fransız Kralı kulumuzu serbest bırakasın ". Kanuni Sultan Süleyman´ın Almanya İmparatoruna olan hitabı böylesine aşağılayıcıdır. Yazdırdığı o nameyi Alman Kralına göndermek için ise bir Çavuşu görevlendirir.   Fransız Kralı hemen serbest bırakılır. 

 

Güçlünün zayıfı anlamak gibi bir derdi yok.

 

>>>>>DEVAM 15 Kasım 2007 Tarihli 22. Sayımızda >>>

 

EMEĞİN SANATI E-DERGİ SON NOT:

Dergimizin bu sayısını PDF formatında indirmek isteyenler, BAĞLANTILAR'ın üstündeki linki tıkladıklarında aşağıda resmi görülen sayfa çıkar. 2-3 saniye kurulum (loading) beklendikten sonra [altta resimde de görüleceği gibi] en alttaki mavi  CLİK HERE yazısı tıklandığında dosya indirme penceresi açılacaktır. AÇ ya da KAYDET tercihlerinizle dilerseniz salt PDF'de okur ya da PC'nize indirebilirsiniz.

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

cool hit counter


EMEĞİN SANATI GRUBUNDAN A.ZİYA ÇAMUR, YAŞAR DOĞAN VE BABÜR PINAR’IN DA TEBLİĞLERİNİN YER ALDIĞI KONFERANS METİNLERİNDEN OLUŞAN BU KİTAP SORUN YAYIN KOLLEKTİFİ TARAFINDAN YAYINLANDI. ORADAN İSTENEBİLİR.

EMEĞİN SANATI GRUBU ŞAİR-YAZARLARINDAN EMEKÇİ ŞAİR ŞEREF ÖZTÜRK USTA'NIN İLK ŞİİR KİTABI YAYINLANDI:
"seksen kere söyledim

benden şair olamaz dedim

yüreğim hep kavgamdaydı

sınıfıma sevdamdaydı"



GAZZE'DEN YİTEN İNSANLIK

EMEĞİN SANATI DOSTLARI:

 Devrimci Siteler i ziyaret et
Link Sitesi Bedava siteler Linkcenneti.com
Sitenizi Ekleyin!
Blog Ekle-Site Ekle

Google Gruplar
EMEĞİN SANATI grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Blogcu ile yapıldı