« Önceki | Sonraki »

1/2/2009

EMEĞİN SANATINDAN 49. MERHABA

 

    Merhaba,

     11 Ocakta Sorun Yayın Kolektifi ve Sanat Cephesi'nin davetlisi olarak katıldığım söyleşide, şiirin neliği ve niteliği üzerine konuşmuştuk. Orada izleyicilerden birinin bana yönelttiği sorulardan biri de şiirimin izleyicilerin yüzde 30'u tarafından anlaşılamayacağı ve bunun sosyalist gerçekçilikle çelişip çelişmeyeceği idi.

     Gördüm ki, şiire bakış ve algılama çevreni aydın olarak nitelediğimiz insanlarda bile kalıplardan ve yerleşik anlayışlardan uzaklaşmamış durumdadır. Hâlâ şiir dilindeki soyutluk, şiiri gerçeklikten uzaklaştıran bir etken olarak görülmekte; bu yargı da insanları kolaycılığa yöneltmekte, “çıplak” şiire itmektedir. Çıplak şiirin sanatsal ve estetik yetilerinden uzaklaştığı algılanamamaktadır.

Bana göre şiir, dil adı verilen gücün yalnız insana özgü ve erkini insandan alan bir imgesel gizler sistemidir. Ama bu sistemin uçları açıktır, açık olmalıdır.

Ama bu açıklığın sınırları şiirin sınırları içindedir. Şiirin sanatsal ve estetik özünden uzaklaşan, şiirin soyut sistematiğinden günlük yaşamın somut sistematiği içine giren şiirler şiirliğinden çok şey yitirmektedirler. Şairin buluşçu ve arayışçı yönü dondurulurken şiirin çağrışım yönü de kilit altına alınmaktadır.

Bir de kapalı şiir savunucuları vardır. Şiiri kapalı gizemli, anlaşılmaz bir biçime sokmayı ve onu fildişi kuleye hapsetmeyi amaçlamaktadırlar. Şiirin hayat ve insanla bağını kopartmaktadırlar. Bunların kimliği, niteliği ve amaçları zaten bilinmektedir. Onlara harcayacak fazla zamanımız da yoktur.

Bu anlayışlar karşısında bizim anlayışımız da  şiiri bir anlam ve ses bütünselliği içinde değerlendirip sözcüklerin çağrışımsal niteliklerine ağırlık vererek, anlatılmak istenen görüntü ya da durumu anlama ve algılama uçlarını açık bırakarak şaire ve şiire özgü bir dille anlatmayı amaçlamaktadır. Savunduğumuz bu şiir, elbette çıplak şiir kadar açık bir ileti sunamaz. Ancak ileti dili düzyazı dilidir. İletiye doğrudan verilen ağırlık şiiri düzyazıya kul eder. Biz, şiirin diliyle, estetik kaygımızdan ödün vermeden de politik şiir yazılabileceğinin bilincindeyiz. Sanatsal gücümüzü de bu bilinçten almaktayız.

İşte ilk anlayış, şiirden ve şiirsellikten uzaktır. Düz yazıyla daha yetkince söylenebilecek şeyleri ölçü ve uyağın dar hücresine sıkıştırmaktır. 2. anlayış, anlamsızlıkla sırlanmış imgelerin lahdine gömmekte şiirde anlamı. 3. anlayış, şiirde anlamı duygu ve zekâya dayalı imgelerle sarmalamakta, sözcüklerin çağrışım zenginliğini kullanmakta; ders vermek, yol göstermek yerine okurun anlama ve algılama duyarlıklarını keskinleştirerek şiirden özümlediklerini yaşama dönüştürme bilinci kazandırmaktadır.

Ali Ziya Çamur

 

BU SAYININ SAVSÖZÜ

 

Günlük dilin, derinliksiz ve kuyum dirhemleriyle bile tartılamayacak denli ağırlıksız, renksiz, kokusuz ve çağrışımdan, sezgiden, doğurganlıktan, retorikten… yoksun; alımlayıcısının kafasına reklâmik sopalarla vura vura ancak, değeri kabul ettirilebilen şair döküntülerini geçerim. Cilt'e değil iç'e bakarım. Döküntü ve kaşıntı problemleri, uzmanlık alanıma hiç girmediler.

Kısaca: Okuruna illüzyon nesnesi olarak bakan, alımlayıcısını verili gerçeklikten ve böylece de insani yörüngelerden olabildiğince uzaklaştırmayı ve artık yaratıcılarının ağızlarından bile ortalığa dökülüp saçılmış  krizik ve kaotik geçitleri tepmelerinde ayaklarına hayat bağı olabilen hegemonya kontrollü, kalantor antetli kâğıtları  kirli küpüne kapatır ve gözlerimin kanatlarını ilkyaz ovalarının gariban köşeli, kalender göğüne ayarlarım. ALİ TEKMİL

 

YAŞAM VE SANATTA
        
15 GÜNÜN İZDÜŞÜMÜ

 
GAZETECİ VE ÖYKÜCÜ ORHAN DURU YAŞAMINI YİTİRDİ


 

1950 kuşağı öykücülerinden, bilim-kurgu  dalında ilk yapıtlar üreten  Orhan Duru’yu 25 Ocak 2009 günü yitirdik. Öykücü yanı gazeteci yanının altında kalan Duru, 70 yıllarda öyküleriyle dikkat çekmeyi başarmıştı. Mavi, Evrim, Yeni Ufuklar, Pazar Postası, Yelken ve Dost dergilerinde ürünleri yayınlanan Duru, “Ağır İşçiler” adlı öyküsüyle 1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışmasında başarı ödülü kazandı.

Orhan Duru, ilk kitabı “Bırakılmış Biri” ile adını duyurdu. Daha ilk öykülerinden başlayarak kurgu, anlatım, dil açısından deneysel bir arayış içinde olan yazar, anlatım biçimini oluşturmakta Evliya Çelebi, Kâbusname çevirisi, Silahtar Tarihi ile Naima Tarihi’nden hem dil, hem anlatım açısından yararlandı. Asım Bezirci, Duru’nun öykülerinde “karıştırım, değiştirim, uyarlama, abartma, gerçeküstüne çıkma” gibi öğeleri kullandığını belirtir.

1970’lerde yayınladığı, bir bar fedaisinin bir kadın uğruna ölümünü anlatan “Ernesto” öyküsünde CHE’yi bir bar fedaisine indirgediği için devrimcilerden büyük tepki almıştı. Hatta Erdal Öz, “Ernesto’ya Sataşma Var” adlı bir öykü yazarak Duru’nun tavrını öyküyle eleştirmişti.

Orhan Duru’nun yapıtları arasında şunlar vardır: Bırakılmış Biri (1959), Denge Uzmanı (1962), Ağır İşçiler (1974), Yoksullar Geliyor (1982), Şişe (1989), Bir Büyülü Ortamda (1991); Sarmal (Toplu Öyküler); Deneme: Kıyı Kıyı Kent Kent (1977), Hormonlu Kafalar (1992); İstanbulin (1995); Anı: O Pera’daki Hayalet (1996; Sezer Duru’yla birlikte).(EVRENSEL)

'SONBAHAR' FİLMİNE FRANSA'DAN ÖDÜL

Yönetmenliğini Özcan Alper'in yaptığı, 12 Eylülün sorgulandığı  "Sonbahar" filmi, Fransa'nın Angers kentinde düzenlenen film festivalinde 'en iyi film müziği' ödülünü aldı.

Filmin müzikleri Ayşenur Kolivar, Yuri Yedcanko, Sumru Ağıryürüyen ve Onok Bozkurt tarafından yapılmıştı.

Yönetmen Özcan Alper, ödül kazandığını Göteborg Film Festivali'ne katıldığı sırada telefonda öğrendi. Alper "Sonbahar" filminin müziklerini anlatırken, "Filmde daha önce bestelenmiş başka müzikleri de yeniden düzenleyip kullandık" dedi. Filmin yurt içi ve yurt dışında 9 ödül kazandığını kaydeden yönetmen Alper, "Ödüller tabii sevindirici bir durum. Yeni çalışmalar için insanı motive ediyor, ayrıca yurtiçi ve dışında dağıtım ve gösterimleriyle ilgili de kolaylıklar sağlıyor" diye konuştu.

Bu yıl 32'ncisi düzenlenen ve Türk filmlerinin konu olarak işlendiği Göteborg Film Festivali'ne "Sonbahar" filmiyle katılan yönetmen Özcan Alper, daha sonra Hollanda'daki Rotterdam Film Festivali'ne de aynı filmiyle katılacak.

Sonbahar filmi, daha önce de Locarnoda The Art & Essay Cıcae Prıze ödülünü, 9. Uluslararası Tiflis film festivalinde Gümüş Promethus)  ödülünü, 7-14 Kasım'da İtalya'nın başkenti Roma'da düzenlenen Uluslararası Med Film Festivalinde özel mansiyon ödülünü, bu yıl 15. si düzenlenen Adana Altın Koza Film en iyi film ödülünün yanı sıra en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü'nü (Megi Kobaladze),  filmin yönetmeni Özcan Alper, görüntü yönetmeni Feza Çaldıran ve sanat yönetmeni Canan Çayır ortak çalışmalarından dolayı Jüri Özel Ödülü'nü, bu yıl Antalya'da dördüncüsü düzenlenen Avrasya Film Festivali'nde NETPAC ödülünü, Kars'ta bu yıl 14.düzenlenen Gezici Film Festivalinde Gümüş Kaz (İkinci Film) ve Siyad(Sinema Yazarları Derneği) ödülünü kazanmıştı.

 
YAZARLARDAN GAZZE İÇİN ŞİİR
 

Türkiye Yazarlar Sendikası’nın “Gazze İçin Bir Şiir” etkinliği, 24 Ocak saat 16.00’da İstanbul Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Etkinlikte, 63 şairin ortaklaşa yazdığı “Gazze Avazı” okunduktan sonra Ataol Behramoğlu, Sennur Sezer, Gülseli İnal, Haydar Ergülen, Tarık Günersel, Sezai Sarıoğlu, Ömer Erdem, k. İskender, Nevzat Çelik, Leyla Şahin, Mehrizat, Halil İbrahim Özcan, Tevfik Taş, Nurullah Can ve Alper Çeker birer şiir okuyacak, Filistinli şairlerden şiirler seslendirilecek. (EVRENSEL)

 
12 EYLÜL’Ü YARGILAYAN KİTAP:
“GENERALLERİN ZABIT VARAKALARI”

            12 Eylül faşist darbesinin içyüzünü, “Generallerin Zabıt Varakaları” ile teşhir eden yazar Orhan İyiler, 12 Eylül’den sadece hesap sormanın yetmeyeceğini, sistemi değiştirmek gerektiğini de ifade etti. Orhan İyiler’in yazdığı ve Devrimci 78’liler Federasyonu tarafından basılan “Generallerin Zabıt Varakaları” adlı üç ciltlik kitap, Mülkiyeliler Birliği’nde düzenlenen etkinlikte tanıtıldı. Yazar İyiler’in de katılarak kitaplarını imzaladığı etkinliğe, Ankara’daki emek ve demokrasi güçleri, aydın ve yazarlar ile siyasi parti temsilcileri de ilgi gösterdi.

Etkişnlikte konuşan Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı Ruşen Sümbüloğlu, Generallerin Zabıt Varakaları’nın sadece faşist darbe süreçlerinde yaşamak zorunda bırakıldıkları büyük acıları, ödenen büyük bedellerin, egemenlerin topluma giydirdiği faşist elbisenin ne anlama

geldiğini anlatan kronolojik çalışma, somut bir suç dosyası olmakla kalmayıp, tarihsel hesaplaşmanın bütün argümanlarını da sunduğunu belirtti. “Her sayfasında bize ait bir tarih bütün çıplaklığıyla soluk alıp vermekte...” diyen Sümbüloğlu, kitabın aynı zamanda, 12 Eylül faşist diktatörlüğü eliyle egemenlerin sömürü, baskı ve şiddette sınır tanımazlığını da ortaya koyduğunu söyledi.

80’inde ama dimdik duran yazar Orhan İyiler de salondakilere, “Sizler büyük bir yaşanmışlığın içinden geliyorsunuz” diye seslendi. Devrimci 78’liler Federasyonu’nun, 12 Eylül faşist darbesinden hesap sormayı sadece kendi acılarının öcünü almak için yapmadığının altını çizen İyiler, “Bundan sonraki darbelerin önüne geçebilmek, Türkiye’nin gerçek demokrasiye, gerçek hukuka ve gerçek kalkınmaya ulaşmasının yolunu açabilmek için 12 Eylül faşistlerinin yargılanmasını istiyorlar” dedi. Asıl özgürlükçü olanların bu hesabı sormak isteyenler olduğunu da dile getiren İyiler, dünya ve Türkiye’nin çok darbeler gördüğünü de ifade etti. Pinochet örneğini vererek, Arjantin’de mahkûm olan işkencecilerin yüksek yargıçlarca serbest bırakıldığını belirten İyiler, “Sadece hesap sormayacağız dostlar. 78’liler dünyanın, sistemin değişmesi için yola çıktılar. Ancak o zaman generaller bir şey yapamazlar” dedi. İyiler, “Size görevler düşüyor. Direnmenin arkasından gelecek olan büyük coşkunun, yol açıcı devrimci mücadeleden insanoğlunun burçlarına, eşitliğin, kardeşliğin, barışın ve gerçek sosyalizmin, insanı insandan kurtaracak o büyük özgürlüğün öncülüğünü yapmakla görevlisiniz. Hiçbiriniz ihtiyarlamadınız o yüzden. Sizi çok daha büyük görevler bekliyor” dedi. (EVRENSEL)

EVEREST YAYINLARINDAN İLK ROMAN YARIŞMASI…


Everest Yayınları’nın, Türk edebiyatına yeni yazarlar kazandırmak amacıyla düzenlediği “İlk Roman” yarışmasının üçüncüsüne başvurular başladı. Daha önce edebiyatın hiçbir türünde kitabı yayımlanmamış yazarlar, ilk romanlarıyla yarışmaya katılabilecek. Yarışmaya katılmak için herhangi bir yaş sınırlaması yok. Yarışmaya katılacak eserlerin, daha önce başka bir yarışmada ödül almamış olması koşulu aranıyor.

Yarışmaya gönderilecek roman dosyaları, bilgisayarda, A4 boyutunda dosya kâğıdına 12 puntoyla ve 1,5 satır aralığıyla yazılıp, 6 nüsha çoğaltılmış olmalıdır. Bu standart dışında kalan dosyalar değerlendirilmeyecektir. Ayrıca her nüshaya, romanın CD veya disket kopyası eklenmelidir.

Yarışmaya katılmak isteyenlerin dosyalarıyla beraber ayrı bir zarfla kısa yaşamöykülerini, posta ve e-posta adreslerini, telefon numaralarını içeren bilgileri Everest Yayınları, Ticarethane Sok. No: 53 Cağaloğlu-İstanbul adresine APS, kargo veya kurye ile göndermeleri gerekmektedir.

Yarışmaya son katılım 29 Mayıs 2009 sonuçlar eylül ayı içerisinde basın yoluyla açıklanacak. Yarışmanın ödülü 3000 TL bu tutar basılacak olan romanın ilk basım telif ücretidir.

Yarışmaya son katılım tarihi 29 Mayıs 2009. Sonuç, Eylül 2009’da basın yoluyla açıklanacak. Ödülü alan roman dosyası ise, Ekim ayı içinde Everest Yayınlarınca kitaplaştırılacak. Ödül tutarı 3 bin TL olarak belirlendi. Seçici kurul Müge İplikçi, Semih Gümüş, Erendiz Atasü, İnci Aral ve Cemil Kavukçu’dan oluşuyor. (NTVMSNBC)

 
ARKADAŞ Z.ÖZGER ŞİİR ÖDÜLÜ İÇİN
BAŞVURULAR BAŞLADI…

Bugüne kadar şiir kitabı yayımlanmamış şairlerin aday olabilecekleri Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’nün, on dördüncüsü veriliyor. Ödül için son başvuru tarihi 15 Mart 2009. Adayların; kitap bütünlüğü taşıyan, basıma hazır şiirlerinden oluşturacakları, özgeçmişlerini de içeren 6 adet dosyayı; Mayıs Yayınları’nın Sakarya Cad. Özkanlar 35 Apt. A Blok, No: 36 / 20, Manavkuyu, Bornova - İzmir adresindeki Ödül sekreterliğine, APS, kargo ya da taahhütlü posta ile göndermeleri veya elden teslim etmeleri gerekiyor. Mayıs Yayınları yetkilileri, Ödül alacak dosyayı 2009 yılı içinde, telif karşılığını ödeyerek kitap halinde yayımlayacaklarını açıkladılar. Özger’in ölümünün 36. yıldönümünde, 9 Mayıs 2009 tarihinde verilecek.

Ödülün seçici kurulu Sina Akyol, Orhan Alkaya, Suat Çelebi, Haydar Ergülen ve Halil İbrahim Özbay’dan oluşuyor. Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü bünyesinde, 2007 yılında verilmeye başlanan “İlk Kitap Özel Ödülü” devam edecek. 2008 yılı içinde yayımlanmış ilk şiir kitapları arasından, katılım koşulu aranmaksızın verilecek ödülün amacı; diğer yayınevlerini de ilk şiir kitabı yayımlama konusunda cesaretlendirmek.

         1996′dan beri düzenlenen ve bugüne kadar kazanan şairler: Gazanfer Eryüksel-Yücelay Sal (1996), Zeynep Köylü-Hüseyin Peker (1997), Serap Erdoğan-Hüseyin Köse (1998), Kuvvet Yurdakul (1999), Sadık Yaşar (2000), Mehmet Kâzım-Bâki Asiltürk (2001, Bir Şiiri İnceleme), Bahtiyar Kaymak (2002), Nesrin Kültür Kiraz (2003), Ertuğrul Deveci (2004), Cuma Duymaz-Sinan Oruçoğlu (2005), Hayriye Ersöz (2006), Ersun Çıplak (2007, Bir Şiiri İnceleme), Halil İbrahim Özbay ( 2008)  (MAYIS YAYINLARI)

ERGİN GÜNÇE ŞİİR ÖDÜLÜNÜN İKİNCİSİ
BU YIL YAPILACAK…

Genel Merkezi Ankara’da bulunan Çağdaş Şair ve Yazarlar Derneği (ÇAĞŞAD), Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli adlarından olan, yaşarken “Genç ölmek” adıyla tek şiir kitabı yayımlamış olmasına karşın, şiirimizde kendine özgü bir ses olmayı başaran Ergin Günçe adına geçen yıl ilki düzenlenen şiir yarışmasının ikincisi bu yıl yapılacak.

Yarışmaya, 2008 yılının başından 2009 yılının Mayıs ayına kadar yayımlanmış şiir kitabı ya da kitap oylumunda dosya ile katılabilinecek. Kitap ya da dosyaların değerlendirilmesinde şair Ergin Günçe’nin şiirine paralel olarak özgün bir anlatım, imge yapısı, sözcük ve düş gücü zenginliği ve Türkçe’nin doğru kullanımına dikkat edilecektir. Yarışmada birinci gelen yapıtın sahibine 1.000 TL para ödülü verilecektir. Ayrıca 1 adet dosya veya kitap da “Övgüye Değer” olarak seçilecektir.

 Yarışmaya son katılım tarihi, 1 Mayıs 2009’dur. Yarışmaya katılacak olanlar, kitap ya da dosyadan yedi nüsha olarak aşağıdaki adrese, posta ya da kargo yoluyla ulaştıracaklardır.  Yarışmaya dosya ile katılanlar, dosyayı bilgisayar çıktısı ya da daktilo ile yazılmış olarak gönderecektir. Ödül, Haziran (2009) ayında, Ankara’da düzenlenecek törenle sahibine verilecektir. Yarışmada birinci seçilen kitap ya da dosyanın şairi, 2010 yılındaki yarışmada seçici kurul üyesi olacaktır.

Yarışma seçici kurulunda Kemal Özer, Ahmet Uysal, Ayten Mutlu, Çiğdem Sezer, Fadıl Oktay, M. Mahzun Doğan ve şairin ailesi adına Dadal Günçe yer almakta. Ayrıntılı bilgi http://www.cagsad.com/bolum.php?name=basinbiz&no=oku&sid=39 adresinde yer almakta.

 TİYATRO ELEŞTİRMENLER BİRLİĞİ’NDEN
SANATÇILARA ÇAĞRI!


Tiyatro Eleştirmenleri Birliği son dönemde tiyatro camiasında yaşanan olaylara ilişkin bir açıklama yaptı.
“Sanatçılar! Kendinize gelin!  Tepkinizi gösterin” başlığıyla yayınlanan bildiride magazin yazarı Aykut Işıklar’ın Nedim Saban’la ilgili yaptığı şoven açıklama, Nazım Hikmet’in İnek adlı oyunuyla ilgili yaşanan durum ve Atilla Olgaç’ın Kıbrıs’ta askerlik yaparken esir askerleri öldürdüğüne dair açıklaması değerlendirildi.

Açıklamada Işıkların yazısıyla ilgili şu sözlere yer verildi: Işıklar, Nedim Saban’ın duyarlılığını Musevi olmasını bahane ederek konu edinmiş, Saban’ın ticari yaşamını da olmayan, oluşmamış yazı üslubunun içine katarak kendince aşağılamıştır. Aşağılamakla da kalmamış, yazısında hedef göstermiş, alenen ırkçılık yapmıştır.

Nâzım Hikmet’in inek adlı oyunuyla ilgili yaşanan durumun skandal

olarak değerlendirildiği açıklamada ise durumla ilgili “Star Televizyonu muhabiri basında bir diğer densizlik örneği yaratarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nca sahnelenmekte olan Nazım Hikmet’in  “İnek” başlıklı oyununun afiş tasarımında oyunun adını “İnek Nazım Hikmet” olarak okumuş. Ve haber editörü de muhabirin cehaletini yepyeni bir “gaflet ve delalet” örneği göstererek: “İstanbul Şehir Tiyatroları Nazım Hikmet’e İnek dedi” diye haberleştirmiştir. Tiyatro meslek kuruluşları, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi bu ikinci skandalda da ne yazık ki kendilerini kenara çekmiştir” denildi.

Diğer skandal ise, tiyatro ve seslendirme sanatçısı olmakla beraber, bir televizyon dizisinin “kurt”larından da olan Atilla Olgaç’ın, Kıbrıs’ta askerlik yaparken Rum asıllı 19 yaşındaki bir esirle birlikte 9 kişiyi daha öldürdüğünü itiraf etmesi ve bununla övünmesidir. Açıklamanın bu bölümünde “Atilla Olgaç, uluslararası diplomatik skandala yol açan bu itirafından sonra her nasılsa durumun ciddiyetine varmış ve söylediklerini: "Senaryomdan bölümler" olarak açıklamıştır. Sorunun hukuk boyutunu elbette hukukçular düşünürler, bilirler, ama bir sanatçının ya da sıradan dahi olsa bir insanın hiç utanıp sıkılmadan üstelikte esir bir çocuğu öldürmekle övünmesi ruh sağlığının yerinde olmadığını açıkça sergilemektedir. Konunun, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nün de zerre kadar dikkatini çekmemesi hayli ilginçtir. Bize göre, Olgaç’ın sahneyi derhal bırakması, kameraların önünden ivedilikle çekilmesi ve yaşadığı travmayı elan atlatamaması nedeniyle tedavi görmesi gerekmektedir. Devlet Tiyatroları ya da televizyon dizisinin yapımcı şirketinin olanakları kısıtlı olduğu takdirde Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi, Atilla Olgaç’ın tedavi giderlerini gerekirse üstlenecek düzey ve güçtedir” denildi.

Açıklamanın sonunda, “Son üç olay, UNESCO’ya bağlı; hem mesleki, hem de toplumsal sorumluluklar taşıyan bir sivil toplum kuruluşu olan birliğimizce, aslında sadece tiyatro camiamız adına değil, toplumumuz açısından da dikkatle izlenmekte; vaki skandallar tarafımızda, toplumumuzun kendi içinde giderek ne kadar çok psikopat yetiştirdiği ve beslediğinin kanıtı olarak değerlendirilmektedir. Bu durum karşısında medya kurumlarımızı duyarlı olmaya; basın meslek kuruluşlarımızı gerekli önlemleri almaya davet ediyoruz. Sadece tiyatro sanatçılarını değil; sessiz, sakin, tepkisiz ortamlarını koruyan tüm sanatçıları her üç skandal için: “Sanatçılar! Kendinize gelin! Tepkinizi gösterin” sloganıyla göreve çağırıyoruz”  denilerek Tiyatrocular ve ilgili kurumlar göreve çağrıldı.

 
NOT: E-Dergimize yapıt göndermek isteyen dostlar, emegin_sanati@mynet.com adresine gönderebilirler.  Ayrıca grubumuza üye olarak, grup adresi yoluyla da bizlerle ilişki kurabilirsiniz: http://gruplar.antoloji.com/emegin-sanati Google Grup E-Posta Adresi: emegin_sanati@googlegroups.com

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır



EMEĞİN SANATI GRUBUNDAN A.ZİYA ÇAMUR, YAŞAR DOĞAN VE BABÜR PINAR’IN DA TEBLİĞLERİNİN YER ALDIĞI KONFERANS METİNLERİNDEN OLUŞAN BU KİTAP SORUN YAYIN KOLLEKTİFİ TARAFINDAN YAYINLANDI. ORADAN İSTENEBİLİR.

EMEĞİN SANATI GRUBU ŞAİR-YAZARLARINDAN EMEKÇİ ŞAİR ŞEREF ÖZTÜRK USTA'NIN İLK ŞİİR KİTABI YAYINLANDI:
"seksen kere söyledim

benden şair olamaz dedim

yüreğim hep kavgamdaydı

sınıfıma sevdamdaydı"



GAZZE'DEN YİTEN İNSANLIK

EMEĞİN SANATI DOSTLARI:

 Devrimci Siteler i ziyaret et
Link Sitesi Bedava siteler Linkcenneti.com
Sitenizi Ekleyin!
Blog Ekle-Site Ekle

Google Gruplar
EMEĞİN SANATI grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Blogcu ile yapıldı