15/2/2009
NAYLON ARABALAR / NİLGÜN ACAR
Bilmem dışarıya çıktığınızda ayrımsadınız mı? Yeni bir tür araba çıktı. Belki yeni değildir. Birkaç aydır, ben yeni görüyorum. Küçük tekerleklerin üzerine, kalın tellerle biçimlendirilmiş. Tellerin arası ve etrafı naylon çuvallarla kaplanmış. Her iki ön yanından, ince demirler çıkartılmış. Ve insanlar, artık kendilerini koşuyorlar bu arabalara.
İlk gördüğümde,gerçekten şok olmuştum. Çok yaşlı bir adam, elleri acımasın diye paçavralar sarmış. İki büklüm, çekip götürüyordu bu garip arabayı. Küçüklüğümüzden beri at arabaları, el arabaları, bisiklet biçiminde pedallı arabaları çok görmüştük. Seyyar satıcıların arabalarıydı bunlar. Bazen özenirdik, bazen de yüreğimiz sızlardı. Ama yukarıda söz ettiğim naylon arabanın yanında çok lüks kalıyorlar.
Caddelerin, işlek sokakların arasında, bu naylon arabalarıyla içimi burkuyor. Derinden utandırıyor beni. Bu insanlar, çok yaşlı bir adam da olabiliyor, çocuk ya da genç de. Çöp topluyorlar. Kullanılmış pet şişeler, su bidonları vardı, son gördüğüm çocuğun naylon arabasında. Okula gitmesi gerekirken, ekmek parası peşindeydi. Ya o yaşlı amca? Gözlerimden yaş getiren o onurlu insan. Çocuklarının, torunlarının arasında, köşesinde oturmayı ya da kendine has hobileriyle uğraşıp hizmet ve saygıyı çoktan hak ederken, buz gibi soğukta, yağmurda, çamurda, yakıcı güneşin altında, günlük harçlığını çıkartmaya çalışıyordu.
Dilencilere oldum olası sinir olmuşumdur. Naylon arabalara kendilerini koşanlar, saygıyla elleri öpülesi insanlar. İSTANBUL!!! Taşı toprağı altın İSTANBUL!!! Şu sarı,altın liralarından biraz da o çocuğa, gence, yaşlı amcaya versene? Çocuk,okuluna gitsin. Genç, geleceğini kursun.Yaşlı amca, birazcık rahat etsin. Kayboluyor her şey, tüm insanlık kayboluyor. Geçmişin içi sızlıyor, bugün yanıp kül oluyor. Gelecek, umutsuzluğun girdabında dönüp duruyor. O naylon arabalar, sırtlardaki çuvallar, usuma, yüreğime kazınıyor.
Utanıyorum, eziliyorum, suçluyum. SUÇLUYUM.EVET SUÇLUYUM.
O kaybolan insanlığın içinde,ben de varım. Görebiliyor, duyabiliyor, algılayabiliyorum çünkü. İçimin tüm çığlığıyla, “HAYIR” demekten başka bir şey yapamamanın ezikliğini yaşıyorum. Romantik bir duygusallık değil. Çözüm getirememenin iliklerimi sızlatan acısı. Kaybolma insanlık! Aç gönül gözünü. Ve birazcık daha adil ol. Kediler, köpekler, martılar ve bazı kuşlar gibi, çöplüklerden, çöplerden beslenmesin insanlar. Yoksa gerçekten, gelecek çöpe gider.






0 yorum yazılmıştır